Pazar, Nisan 22

İnceleme: Three Billboards Outside Ebbing, Missouri: Bir Annenin Adalet Arayışı

Tiyatronun ve sinema, birbirini kapsayan aynı zamanda birbirlerinden farklı iki farklı sanat türüdür. Tiyatro’dan oyunca ve play(senaryo) ön planda iken sinemada her ne kadar sinemayı oluşturan etken varsa bunların hepsi bir yönetmenin vizyonuna bağlıdır. Sırf bu sebeple her tiyatrocudan iyi bir sinemacı çıkmayacağını düşünen belirli bir kesim vardır. Kimisi bu iki türü birbirinden tamamen ayırır. Ben şahsen iki türün birbirini beslediğini ve tiyatronun, sinemanın temeli olduğunu düşünmekteyim.



Hatrı sayılır bir filmografiye sahip olan Martin McDonagh’ı, çağdaş sinemanın en iyi yazarlarından biri olarak görmekteyim. McDonagh kara komediyi, suç-draması türüne harmanlamakta oldukça başarılı. Oscar ödüllü kısa filmi Six Shooter ve önceki filmleri olan In Bruges, Seven Psychopaths filmlerinde yönetmenlik ve özellikle senaristlik açısından ne kadar başarılı olduğunu ispatlamıştı. Bu başarısının bence en büyük sebebi de McDonagh’ın daha önceden oyun (tiyatro) yazarı olması. Senaryolarındaki dialogların doğallığı ve kalitesi, tamamen oyun yazarlığındaki başarısından ve disiplininden gelmekte.

 

3 Billboard ve Kızını Kaybetmiş Bir Annenin Sisteme Karşı Duruşu

 

Mildred’in (McDormand) kızı, yedi ay önce tecavüze uğramış ve yakılarak öldürülmüştür. Bu süre boyunca emniyetin eylemsiz kalması ve katillerin bulunmaması sonucunda Mildred, Ebbing çıkışındaki 3 büyük reklam panosunu kiralar. Panolarda, kızının ölümü ve polisin eylemsizliğinin polis şefi Willoughby’ın (Harrelson) da isminin kullanılarak belirtilmesi, hem emniyetin hem de yerel halkın dikkatini çeker. Genel olarak çevresinden olumsuz tepkiler alan Mildred, her şeye rağmen vazgeçmez ve sisteme karşı savaşına ve kararlılığına devam eder.



Mildred’e göre Willoughby ile beraber tüm emniyet, katillerin bulunmamasından dolayı suçludur. İzleyici olarak filmin bu aşamalarında Mildred’e hak vermemek mümkün değil. Başta Sam Rockwell’in başarıyla canlandırdığı Dixon ile beraber tüm emniyet ekibinin oldukça yozlaşmış bir sistem içinde tabiri caizse vaktini donut yiyerek, şiddet uygulayarak ve ırkçılık ile geçiren bir polis ekibini görmekteyiz. Bu atmosfer içinde Mildred’in mücadelesi, kaliteli dialoglarla ve hiciv öğeleri ile güçlendirilmiş bir hikayede kusursuz bir şekilde işleniyor. Ayrıca filmin Mildred, Willoughby ve Dixon özel hayatlarına, ailelerine, yakınları ve etrafındaki insanlar ile etkileşimlerine değinmesi filmi derin kılan ve karakterleri dolduran başka etkenlerden.

 

Güçlü Performanslar

 

Özgün senaryosu ile öne çıkan filmin bir diğer güçlü yanı ise oyuncu performansları.Frances McDormand, kızını kaybetmiş, adalet arayan, aksi ve kararlı bir anneyi kusursuz bir şekilde canlandırıyor. Eski eşi ve rahip ile olan sahnelerde hem oyunculuğun hem de karakterin mükemmel bir şekilde parladığını söyleyebilirim.



Woody Harrelson’ın karakter olarak filmdeki yeri ve diğer karakterlerin motivasyonları açısından büyük önem taşıyor. Performans açısından da Harrelson, her zamanki gibi dramalarda ne kadar yetenekli olduğunu gösteriyor.

Sam Rockwell ise, hem karakterinin yolculuğu hem de performans açısından filmin parlayan yıldızı. Yozlaşmış, ırkçı ve nefret edilesi bir polis olarak kusursuz bir performans sergiliyor. Ayrıca karakter gelişimi açısından filmdeki en başarılı karakter olduğu da su götürmez bir gerçek.

 

Sonuç

 

Martin McDonagh’ın kara komedi – suç draması ile harmanlanmış, harika karakterler ve öyküye sahip olan senaryosunun oyuncular tarafından güçlü performanslarla McDonagh’ın vizyonundan tasviri ile Three Billboards, 2017’nin en özgün ve cesur yapımlarından. Yer yer duygu yüklü, eğlenceli ve çeşitli sürprizlerle dolu Three Billboards’ı vizyonda iken mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.

 



 

 Pelerin Dergi – Şubat 2018 #6