Cuma, Haziran 22

Star Wars: The Last Jedi’da Bizleri Neler Bekliyor?

Star Wars: The Last Jedi in çıkmasına çok az kaldı. 2. fragman daha fazla şeyi ortaya çıkardı fakat buna rağmen film hakkındaki sis perdesinin hala aralandığı söylenemez. Filmin yayınlanmasına 2 ay kalmış olmasına ve fragmanda gözümüze sokulan spoilerlara rağmen Lucasfilm bu fragmanla bizi her nasılsa daha da meraklandırdı. 2.5 dakikalık fragman bazı söylenti ve fan teorilerinin doğruluklarını sorgulatırken daha yeni görüşlerin de doğmasını sağlayacaktır. Bu fragman doğrultusunda Star Wars’ta bizleri neyin beklediğini yazalım dedik bizde.

İlk olarak İmparatorunkilerden bile daha ihtişamlı olan First Order’ın Merkezi’ni daha ayrıntılı göreceğiz. Starkiller Üssü dahil bütün o şaşaalı askeri gücünü gördüğümüz First Order hakkında ne kadar az şey bildiğimizi fark etmişsinizdir. Gördüğümüz kadarıyla yeni film bizleri First Order’ın kalbi olan altyapıya götürüyor. Yüce Lider Snoke’un Mega-Sınıf Yıldız Destroyeri The Supremacy’i de burada görmemiz muhtemeldir. Supremacy epey görkemli ve heybetli; söylenti odur ki içinde yalnızca büyük sayıda ordular, gemiler yok, ayrıca yeni Yıldız Destroyerleri de üretebiliyor. Snoke’u ilk kez hologram olarak değil canlı kanlı göreceğiz. Kylo Ren’in ilk filmin sonunda eğitimini tamamlamak üzere Snoke’un yanına döndüğünü biliyoruz. Gorilla Walkers, AT-AT ve daha fazlasının inşasının yapıldığı büyük bir hangar var. Snoke’un organizasyonu hakkında daha fazla şey öğreneceğiz gibi görünüyor; gerek askeri eğitimleri gerek gemi yapımları ve hatta belki onun siyasi ve politik yapılanmaları ve entrikaları hakkında.

Diğer bir konu ise Crait gezegeninde yapılacak büyük savaş filmdeki ikonik anlardan biri olacak gibi. Gezegenin tuz tabakasının kırmızı rengi gözle görünür bir şekilde, direnişin Ski-Speederlarının uçuşuyla örselendiğinde renkli bir etki yaratıyor. Crait’i bu kadar önemli yapan ne, First Order ve Direniş’in karşılaşmak için niye özellikle bu gezegeni seçtiği şimdilik belirsiz. Fakat AT-M6’ler (Gorilla Walkerlar) sadece öncülleri AT-AT’lerin geliştirilmiş modelleri olmakla kalmıyor, ayrıca Direniş’in üzerinde kullanılacak bu denli ağır makineler (AT-AT’ler 25.5 metre iken AT-M6’ler 34.9 metre) bambaşka bir amaç için de kullanılıyor olabilir. Kylo Ren’in kullandığı First Order mekiği ilk filmdeki ile özdeş. Bunlardan First Order’da epeyce olduğunu düşünürsek Kylo Ren de bu savaşta rol alacak gibi duruyor. Crait’teki bir mağarada Stormtrooperlara öncülük ediyor. Ayrıca annesi Leia Organa da gezegenin yüzeyinde. Anne ile oğul arasında bir karşılaşma olacak gibi. Babasını öldürmüş olan Ben, annesini de bu kadar kolay gözden çıkarabilecek midir? Her ne kadar Kylo Ren gerekirse öldür kafasında olsa da ve maalesef biricik Leiamız Carrie Fisher artık rahmetli olsa da umarız karşılaşmayı üçüncü filme saklamamışlardır diye umut ediyoruz. Öte yandan savaş hakkında bildiklerimiz çok fazla değil, en azından bütün savaş hakkında; fakat Direniş askerlerinin ve tilkivari kristal yaratıkların bir hangardan kaçıyor oldukları sahne bu kısımda savaşın Direniş için pek de iyi gitmediğini gösteriyor. General Leia Organa duruma müdahale edecektir ve oğluyla karşı karşıya geleceklerdir.

Bir başka konu ise Lider Snoke ile Kylo Ren arasındaki usta çırak ilişkisi. Star Wars’ta Sithler’de pek çok usta ve çırak ilişkisi gördük. Filmlerde Darth Sidious ve öğrencileri Darth Maul, Darth Tyrannus ve Darth Vader arasında hep kurulu bir ilişki gösterildi. Elbette Anakin ile Sidious’un sonraki üçlemede ilişkisinin kuruluşu işlendi fakat Anakin’in Sith eğitimleri gibi pek çok şeyden bihaberiz, en azından filmler açısından. Maul ve Kont Dooku da filmlere Sidious’un halihazırda çırakları olarak geldiler. Bu usta-çırak ilişkilerinin çoğunluğu zaten kurulmuş ve tamamen şekillenmiş şekilde gösterildi. Fakat aynı şey Kylo Ren için geçerli değil. Force Awakens’teki şaşaalı girişinin aksine filmde gücünü tam kullanamıyor olmasından ve sonunda güçlerini yeni keşfetmiş Rey’e yenilmesinden anlıyoruz ki Snoke’un öğrencisi olalı pek uzun yıllar olmamış. Zaten filmin sonunda da Snoke gel eğitimini tamamlayalım senin diyerek bunu tasdikliyor. Bu da sonunda bir Karanlık Taraf usta-çırak ilişkisi izleyeceğiz demek olabilir. Snoke’u canlandıran Andy Serkis’in sesi duyuluyor: ‘Seni bulduğumda saf, bozulmamış Güç gördüm ve bundan öte gerçekten özel olan bir şey.’. Kylo Ren’i kırmızı bir odada görüyoruz, burası Snoke’un taht odası olabilir. Kylo Ren kafasında kaskıyla eğilirken yerden yansıyan Praetorian muhafızlarının iki yana açılmış bacaklarının kırmızı kıyafetleri tarafından örtüldüğünü görüyoruz ve Kylo Ren yerden ışın kılıcını alıyor.

Bunlardan daha önemlisi Luke korkuyor. Bu kısımda dürüstçe kızmadan edemediğimi itiraf etmeliyim. Luke’un bu denli korkmasına acayip kıllandım. Kendisi galaksideki Son Jedi olarak ustaları Obi-Wan Kenobi ve Yoda’nın gidişiyle çok büyük bir sorumluluğun altında kalmış; Jedi düzenini tekrar kurmak ve yeni Jedilar yetiştirmek gibi. Kaldı ki Luke en güçlü Jedilardan biri olsa da ustalarını genç yaşında kaybettiği için pek çok açıdan eğitiminin büyük bir kısmını kendi tamamlamak zorunda kalmıştır. Zaten ilk eğitiminde babasıyla eğitimi tamamlanmadan karşılaşması sonucu ağır bir tehdit altına girmişti. Yoda’nın babasının gençliğinde söylediği ‘Korku, karanlık tarafa giden yoldur. Korku öfkeye; öfke nefrete; nefret ise acıya yol açar…’ sözünü duymamış da olabilir. Tam bu sözler olmasa da benzer şeyler söylendi elbette. Ama yine de Luke Skywalker gibi bir karakteri öğrencisi karanlık tarafa geçtikten sonra küsüp korkarken görmek pek hoş bir tecrübe değil. Hele de 30 yıl bekledikten sonra. İlk filmin sonunda etkileyici bir şekilde görmüş olabiliriz fakat onun devamında da umarım öyle görürüz. Yeğeni Ben Solo’nun (Kylo Ren) ihanetiyle Jedi düzenini kurmak için yaptığı bütün çaba ve çalışmalar boşa gitmiş olabilir ama yeni çırağı Rey’in Luke’tan yardım istediğini görüyoruz. Rey’in çok güçlü olduğunu gören Luke gözleri açılmış bir şekilde şaşırıyor. Luke ona şöyle diyor: ‘Bu kadar saf bir kuvveti daha önce yalnız bir defa gördüm. O zaman yeterince korkutmamıştı. Şimdi korkutuyor.’. Ayrıca kendisinden ‘Sonunda Jediların sona erme zamanı geldi.’ diye bir söz de duymuştuk. Sanki Rey’e eğitim vermede bir takım şüpheler duyuyor olabilir. Hatta Rey’in daha eğitimini almadan Kylo Ren’e karşı gösterebildiği gücüne korku duymuş olabilir. İlk Jedi tapınağına gelmesinin sebebi de korku olabilir. Yorgunluk, yılgınlık veya ihanet değil, salt korku. Belki karanlık tarafa giden yolun korku olduğunu öğrenmiş olarak bunu çözmenin, karanlık tarafa geçmeden korkusunu yenmenin yollarını aramak üzere bu gezegene gelmiş olabilir. Bilgi kaynağı, bilgelik veya iyileşme gibi Jedi yollarını öğrenmeye çalışıyor olabilir bu konuda. Death Starı’ı yok eden, Anakin’i aydınlık tarafa çeken çocuğun parlak gözlerini göremeyebiliriz bu filmde.

Yeni filmin bir başka sürprizi ilk Jedi Tapınağı. Force Awakens ile beraber Güç Ağaçlarına epey odaklanılmış görünüyor. Force Awakens ile hemen hemen beraber piyasaya çıkan Shattered Empire çizgi roman serisi Return of the Jedi’ın sonrasını anlatıyordu. Orada Luke ve Poe Dameron’un annesi Shara Bey, Palpatine’in bir araştırma karakolunda Güç ile epey yoğun ağaç örneklerini ele geçirmeye çalışıyorlardı. Bu ağaçlar Coruscant’ın kalbinden getirilen ağaçlar. Görünüşe göre ilk Jedi Tapınağının bulunduğu Ahch-To gezegeninde de bu ağaçların çok çok daha büyükleri var. Yine Güç ile yoğunlaşmış bu devasa ağaçlar, yaşayan en eski ağaçlar olabilirler. Rey’in yaklaştığı ağaçlar ölü ağaçlar. Küçük bir kütüphane olma ihtimali var bu ölü ağaçların. Bu ağaçlar hem Luke’un Jedi yolundaki kaderine hem de Jedi Düzenindeki sembol niteliğine bir gönderme olabilir. Tabi ki ağaçların ölü olması Luke’un da Jedi Düzeninin de ne halde olduğunu epey gösteriyor diye düşünüyorum. Luke’un Jedi Akademisini tekrar kurma çabasından sonra ağaç örneklerinin Kylo Ren’in ihanetiyle beraber yok olmuş olma ihtimali de var. Bu da gösteriyor ki ağaçlar da tıpkı Jedi Düzeni gibi yok olmak üzere.

Snoke Kylo Ren için ‘Seni bulduğumda saf, bozulmamış kuvvet gördüm.’ diyordu. Luke da Rey’e hem kendisini hem Kylo Ren’i kast ederek ‘Bu kadar saf bir kuvveti daha önce yalnız bir defa gördüm.’ diyordu. Görünüşe göre Kylo Ren ve Rey Star Wars aleminin en saf Güç’üne sahip karakterler, hem de Luke’u Güç’leriyle korkutacak kadar güçlüler. Ancak Rey’in kim olduğu hakkında henüz bir fikrimiz yok. Rey ile kuzen oldukları doğrulanmış bir gerçek değil. Luke’un kızı veya İngiliz aksanından kaynaklı Obi-Wan’ın torunu olduğuna dair bir takım teoriler mevcut. Kuzen olduklarını varsayarsak Skywalker ailesindeki en güçlü kişiler olma ihtimalleri de epey yüksektir. Rey ‘İçimdeki bir şey daima oradaydı, ama şimdi uyandı ve yardıma ihtiyacım var.’ derken artık Güç’ünü sahiplenmiş görünüyor. İlk filmde bunu kabullenemediğini görmüştük. Oysa şimdi bu ilk Jedi Tapınağında Luke ile beraberken Güç’ünün farkında olarak kendini arıyor. Hem Snoke’un hem de Luke’un ‘Saf’ kelimesini kullanması epey ilginçtir. Fakat Snoke bu Güç için can atarken, Luke bu Güç’ten epey korkuyor. Öyle ya da böyle Rey de Ren de Güç bakımından eşsizler ve gerçekten ‘Saf’ bir kuvvete sahipler. Rey ve Ren arasında çok büyük bir bağlantı olduğunu düşünüyorum ve bu bağlantı her neyse Luke bunu hissedebiliyor.

Star Wars’ta pek geçmişi gösteren sahne olmaz. Rogue One ile bu durum değişti tabi ki. Force Awakens’ta da Rey’in Luke’un ışın kılıcını ilk kez eline alışındaki görüler sekansının bazı kısımları bir nevi flashback sayılırdı. Gerçi ona ‘Forceback’ deniliyor. Tercüme edecek olursak ‘Güçdönüşü’ de diyebiliriz veya siz Back’i burada nasıl çeviriyorsanız o olsun. Yani bu sahneler anılardan ziyade Güç’e dair aslında. Ama Rey’in küçüklüğünü flashbacke dahil edebiliriz. Rey hakkında çok fazla soru var ve bu bölümde bazı sırların açığa çıkması taraftarıyım. Şu anda Snoke ve Rey hakkında teoriler üretiliyor olması hoş ama Last Jedi sonrası kabak tadı verecektir bu durum. The Empire Strikes Back’teki gibi ‘Hayır, senin baban benim!’ gibi büyük bir şey beklemiyorum, şaşırtmaca da sevindirir ama esasen sır perdelerinin aralanması önceliğimizdir. Bu filmde de Luke ile alakalı benzer şeyler görüyoruz. Tabi bunların rüya olma ihtimali de var. Gelecekte olası bir Star Wars animasyon dizisiyle bahsedecekleri konu sanırım Luke’un kurduğu Jedi Düzeni olabilir fakat bununla ilgili birtakım anıları, Kylo Ren’in ihanetini ve Luke’un eğitim verdiği Jedi Tapınağının yıkımını Star Wars: The Last Jedi’da görmemiz de mümkün. Belki bu bölümde de Forceback tarzı bir şeyler göreceğizdir kim bilir.

Kylo Ren’in iç çatışması olduğu aşikar; nasıl olmasın Solo’nun ve Leia’nın oğlu, Luke’un yeğeni, Vader’ın torunu kendisi. Bütün o dedesine benzeme çabalarına rağmen Kylo Ren’de hepimizi rahatsız eden ergen bir tavır vardı. Darth Vader olmaya çalışan bir özenti gibi düşünmüştük onu Force Awakens çıktığında. Ama zamanla alışırız diye düşünüyorum. Çünkü Kylo Ren o kadar sığ bir karakter değil aslında. O Leia ve Han Solo’nun oğlu Ben Solo, yeni kurulan Jedi Düzenini henüz 15 yaşında iken yıkan çocuk. Anakin’in perspektifinden bakacak olursak onun karanlık tarafa geçmek için motivasyonu vardı. Vader olma yolunda ilerlerken daha küçük yaşta Jedilar onu aralarına almak istemediler. Qui Gon’un ısrarı ile Obi-Wan tarafından yetiştirilerek Jedi Düzeninin gördüğü en sıradışı Jedilardan biri oldu. Sayısız savaşa katıldı, sayısız başarı kazandı. Buna rağmen Jedi Düzeni ona güvenmiyordu, onu bir şekilde dışlıyordu. Anakin’in Vader olmasında Darth Sidious’un büyük etkisi olabilir ama Anakin’in yalnızlığı ve çaresizliği onu bu yola sürükledi. Buna küçük bir yanlış anlaşılma ve iletişimsizlik falan diyemeyiz, Jedilar kibirleriyle düpedüz Anakin’i karanlık tarafa teslim ettiler. İçindeki çatışmaları çözmek yerine onu yargıladılar. Anakin annesini kaybetti, Anakin gizli evlendiği karısının öleceğine dair görüler görmeye başladı. Bir taraftan da Jedi Düzeninin yanlışlarını görüyor ve Palpatine’in yükselişini izliyordu. Palpatine onu dinliyor, onunla konuşuyor ve bir nebze anlıyor görünüyordu. İlk kez Sith geleneklerini dinlemişti Palpatine’den. Jedilar nasıl görmezden gelip eski düşmanlarını anlatmayarak Padawanlarını Sithler konusunda eğitimde eksik bırakırlardı? Geri dönmüyor olmaları Güç’ün karanlık tarafının yok olduğu anlamına gelmiyordu, Jedilar hazırlıklı olmalıydı. Sonuçta yozlaşmış Senato Palpatine’in eline geçti. Anakin de Padme’yi kaybetti, çocuklarını kaybettiğini zannetti ve ustası Obi-Wan tarafından ikiye bölündü, bütün vücudu yandı, yaşam destek ünitesine bağlanarak yaşamını sürdürmek zorunda kaldı ve bütün bunlar karanlık tarafa geçmek için yeterli değildi de neydi, o artık Darth Vader’dı. İç çatışması olamayacak kadar kayıpları vardı. O geri dönemezdi. Luke onu aydınlığa davet etmese, son anlarında bile olsa Anakin Skywalker’ı biz asla göremeyecektik.

Peki ya Kylo Ren? İmparatorluk yıkılmış, Sidious ve Vader yok olmuşlar. Luke Jediları küllerinden yeniden doğurmuş. Tam bir aile saadeti var; Luke Skywalker, Leia Organa Solo ve Han Solo, Chewbacca, R2-D2, C-3PO… Onları böyle mangal başı hikayeler anlatırken düşünüyorum da kamp ateşinde marshmallow kızartırken falan; hoş bir çocukluk doğrusu. Bir taraftan yaşamış en büyük Jedilardan birisi dayısı, ondan dersler alıyor; bir taraftan sürekli Jediların, Asilerin, babasının ve annesinin kahramanlıklarını ve Sithlerin, karanlık tarafın, İmparatorluğun kötülüklerini dinliyor. Peki bu çocuğu nasıl karanlık tarafa geçirebilirsin ki? Snoke işte bu yüzden tehlikeli. Henüz anlamadığımız bir karakter, First Order’ı da pek anladığımızı sanmıyorum. Ben Solo’nun motivasyonunda eksiklikler var. Onu babasını öldürmeye kadar götürecek yolda sadece dede özentiliği falan olamaz. O nasıl bir beyin yıkamadır ki herif 15 yaşında Star Wars’ta Jediların 15 Temmuz’unu yaşatıyor. Han Solo’yu öldürürken de gördük, ustası ile konuşmalarında da gördük. Beklentimiz hazır bir karakter olduğu için beğenememiştik ama açıkçası ben düşündükçe Kylo Ren’i daha da sevmeye başlıyorum. Motivasyon konusunda sıkıntıları olduğu için karanlık tarafta o kadar başarılı değil. Çocuk zaten Jedi olarak yetiştirilmiş. Anakin gibi bir acı çekip de bu hale gelmedi. Sithliğin daha elementsel bir yapısında yüzüyor: tutku ve hırs. Kaybettiği biri yok. Bu da onu tüm Güç’teki kuvvetine rağmen zayıf kılıyor. Burada mesele sadece motivasyon değil, ayrıca Skywalker ailesinin barındırdığı karanlık taraf aynı zamanda. Luke’un bile içinde olan, Anakin’i Vader’a çeviren taraf. Fakat bu çocuk karanlık tarafı ile çatışmıyor, aydınlık tarafı ile çatışıyor; ona çocukken öğretilenlerle savaşıyor. Jediları bitirmeye en yaklaşan kişilerden biri kendisi. Yeni Jedi Düzenini tuzla buz eden, Luke’u korkudan titreten bir karakter Kylo Ren. Bu yüzden Kylo Ren iç çatışmalar yaşıyor, babasını öldürürken bile tereddüte düşüyor. Han Solo’yu öldürürken ondan yardım istiyor. Hatta kendisi de farkında bazen aydınlık tarafa çekildiğinin. Rey’in açtığı yara izinin janjanlı bir şekilde kapatılırken çelişkileri devam ediyor. Ben Solo’ya dönüş yapması için hala geç midir bilinmez; özellikle de babasını öldürdüğünü düşünürsek, bu dedesinin bile yapmadığı bir şeydi. Gerçi dedesi de küçük çocukları katletti ya neyse. Kylo Ren Skywalker olmasının yanında o ayrıca bir de Solo. Onunla hiçbir alakası yok. Karizması olduğu aşikar ama bence o dede özentiliğinden geliyor. Harrison Ford’un doğal karizmasının aksine Kylo Ren’de duygusal inişler çıkışlar var. Annesinin özgür ruhlu, patavatsız yapısını pek almışa benzemiyor. Ama ne de olsa o bir Solo ve sanırım bu filmde biraz o parıltıyı göreceğiz. Onda dedesinin uçuş yeteneklerini de görürüz umarım. Galaksinin en iyi üç pilotu akrabası, biri dedesi biri babası ve diğeri de dayısı.

Rey’in eğitimine gelirsek, Luke’tan bile daha ağır bir eğitimden geçiyor gibi. Suya dalışlar, en eski Jedi tapınağında kütüphaneden antik kitaplar okumak, öyle basit taşlar falan değil koca koca kayalar kaldırarak Luke’u korkutmak falan. Rey fiziksel olarak da, Güç’e eğitimsiz yatkınlık konusunda da Luke’tan önde. Daha Güç konusundaki yetenekleri belirsizken James Bond’a Zihin Hilesi uyguladı (Zihin Hilesi uyguladığı Stormtrooper Ajan 007’i oynadığı Daniel Craig tarafından canlandırılmıştır.), Kylo Ren ile düellosunu kazanıp onun yüzünü yardı. Dedesinin ışın kılıcı Güç konusunda Kylo Ren’e değil Rey’e itaat etti. Öteki yanda Finn de sonunda ait olduğu bir savaş bulmuş. Phasma ile birebir dövüşüyor. Poe Dameron ise yine geri planda kalacak olsa da sanırım aynı şekilde kilit bir rolde olacak. O da pilot olarak layıkıyla savaşıyor. Ama Rey’e dönecek olursak onunla ilgili iki kilit olay daha var. Snoke sanırım tıpkı Palpatine’in Luke’a yaptığı gibi onu karanlık tarafa çekmeye çalışıyor. Hatta bu yolda ona işkence de yapacak gibi. Diğer yandan onun ilk filmdeki hologram görüntüsü düşünülürse yaralı bir insan mı yoksa gerçekten o kadar uzun bir başka tür mü olduğu hala belirsiz. Rey Snoke’un yanına gönüllü mi gidiyor yoksa bir şekilde alıkoyuluyor olabilir mi, o da belirsiz. Büyük ihtimalle Crait Savaşı sırasında götürülüyor. Fakat Rey ve Snoke arasında da bir şeyler dönüyor. Gelelim ikinci kilide, Rey ve Ren arasında da bir ilişki var. İlişki deyince hemen aklınıza aşk gelmesin, bahsettiğim Güç’e dair bir ilişki. Kylo Ren’in elini uzattığını görüyoruz. Acaba bu kişi Rey olabilir mi? İşin tuhaf tarafı Rey’in aradığı yol gösterecek kişi diye bahsettiği Luke değil Ren de olabilir. Bu uzak bir ihtimal olsa da tekrar düşünmek lazım. Bununla ilgili akla gelen iki senaryo var. İlki Güç konusunda ona bir şeyler öğretebilecek Luke dışında kimse yok. Onun Rey’i eğitmeye isteksiz oluşu Kylo Ren’e doğru yönlenmesine neden olmuş olabilir mi? Han Solo’yu gözü önünde öldürdüğünü düşünürsek uzak bir ihtimal ancak yine de bir ihtimal. İkinci ihtimal ise bu bir görü de olabilir, Jedi tapınağı yok edildiği üzere bir Forceback ya da gelecek görüsü görmüş olabilir pekala. Öyle ya da böyle Rey ve Ren’in farklılıklarını bir kenara bırakıp bir araya gelmesi ve güçlerini birleştirmesi güzel olabilir. Zira bu filmde bir başka konu da Jediların son bulup Gri Jedilar döneminin gelme ihtimaline dairdir. Rey Ren’den karanlık tarafın yönlerini öğrenirken, Ren de eskiden bir Jedi ve hatta Ben Solo olduğunu hatırlayabilir. Belki ikisi uzak bir ihtimal de olsa Jedi ve Sith gibi iki uçlu aydınlık ve karanlık savaşını bitirip Galaksiye Güç’ün harmonisi ile düzen ve barışı getirebilirler.

Son olarak Luke’un ‘Bu iş senin düşündüğün gibi gitmeyecek.’ deyişini düşünün. Bu deyiş bir başarısızlık kabullenişine dayalı uğraşmama dürtüsü olarak Luke’un eski mızmız haline dönüşü mü yoksa bu sefer yeni öğrenci Rey mi kafasına göre iş yapıyor da Luke onu ustasının kendisine yaptığı gibi durdurmaya çalışıyor bilinmez. Ancak Luke eski pervasız alışkanlıklarına dönmüş de olabilir. Başarısızlık bir Jedi için bile kabullenmesi zor bir olaydır. Ama Luke’un üzerine yüklenen Son Jedi olma ve bu doğrultuda Jediları geri döndürme sorumluluğu çok daha büyük olduğu için altından kalkması da zordur. Belki Luke Rey’in güçlerini gördüğünde korktuğu için değil kendisine orijinal üçlemede atfedilen Yeni Bir Umut oluşu dolayısıyla şaşırıyordur. Son sözlerimi toparlayacak olursam film epey bir kafamızı karıştıracak gibi çünkü Güç ile gerçeklik bulandırmalarını bol bol görebiliriz. Bu durum biz ne söylersek söyleyelim filmde ters köşe olabiliriz demek oluyor. Açıkçası aşırı umutlu değilim filmden, daha ziyade umut etmek istemiyorum. Çünkü kötüyü bekleyip mükemmel ile karşılaşmak istiyorum. Umarız Star Wars fanlarının ağzına yakışır bir film olur ve beklediğimiz seri geri döner. Star Wars yazılarını veya herhangi bir Star Wars konuşmasını, aslında hayatımızın bütün vedalaşmalarını böyle sonlandırmamız gerekir: Güç Sizinle Olsun.

 

 

 

  • Star Wars 8/Star Wars: The Last Jedi vizyon tarihi: 15 Aralık, 2017
  • Solo: A Star Wars Story vizyon tarihi: 25 Mayıs, 2018
  • Star Wars 9/Star Wars: Episode IX vizyon tarihi: 20 Aralık, 2019