Çarşamba, Mayıs 23

Punisher’ın Hiç Bilmediğiniz 15 Süper Gücü

Herkese selamlar! Bugün hem kafa dağıtmak olsun, hem uzun zamandır aksattığım burası olsun, sizlere bir bakıp çıkayım dedim. Hem de konumuz oldukça ilginç. Punisher karakterine hafiften bir bakış ve muhtemelen, müptelası değilseniz bilmediğiniz tam 15 süper gücü konu alacağız. Hazırsanız kemerleri takın, yazı hızlı olmayacak ama kamu spotu için para alıyoruz.



Çizgiromanlara aşinaysanız veya hiç yoktan Daredevil izlediyseniz bildiğiniz üzere, Punisher’ın ailesi Central Park’ın tam ortasında bir mafya çatışmasına kurban gitmişti, böylece karakterimiz, suça karşı bir savaş açmış ve dünyadaki tüm suçluları öldürmeyi boynunun borcu bilmişti. Açık konuşmak gerekirse, her ne kadar her karakterin arkaplanında yatan trajik bir hikayesi olsa da benim en hoşuma giden karakterler hep sevdiklerini kaybettikten sonra rogue takılanlar oluyor. Neden bilmiyorum ama bana daha ulaşılabilir ve realist ya da elle tutulur bir neden gibi geldiinden olabilir. Mesela sizi bilmem ama bende “Ben kahraman olup insanları kurtarıcam!” diye bir içgüdü oluşmazdı. Durup duruken gelen bir insan sevgisi falan, kesinlikle olmaz, daha çok “banane olum doğarken bana mı sordunuz?” havası var bende. Çok pervasız, pislik bir insanım, benden kahaman olmazmış onu farkettim. Ama villian da olmaz orası ayrı. Benim ödevlerimi yapıp essaylerimi yazacak enerjim yok ki, ne Clark’ı zehirleyip Lois’i Doomsday gibi görmesini sağlaması, Clark’ın doğmamış çocuğuyla eşini öldürmesini sağlaması ve Metropolisi patlatması ya? Hiç uğraşamam. Sonra pysco’ya bağlayacak, al başına belayı. Deadpool’a çoğu yerde anlam verebiliyorum galiba. Benim yerim antiherolarla beraber galiba. Neyse işte, demek istediğim, Batman ve Punisher gibilerin büyük bir travma sonrası suça karşı savaşma isteklerini kazanmaları falan anlaşılabilir ve en ulaşılabilir olanı gibi geliyor. Yani isteseniz siz de belli düzende ve ayarda bir eğitim ile aynı konuma gelebilrisiniz. Çünkü tanrı vergisi bir gücü yok heriflerin. Batman’in büyük bir serveti var o ayrı😕.



Punisher’ın neyi var peki? Tonlarca mermiyi ve tüm insan ırkına yetecek kadar fazla olan nefretini saymazsak, sadece normal bir adam değil mi?

Aslında, olay böyle değil. Yazının başında süper güç dedik değil mi? Bu hiç de yanlış bir kelime kullanımı değil. Çünkü Punisher’ın tamamıyla normal bir insan olduğunu söyleyemeyiz. Adam normal bir insan olmaktan o kadar uzak ki, benim yeni Catwoman olarak kadroya katılmam bile daha olası (savunmam; kediler aslında şişko, tembelliği seven, pervasız hayvanlar. rol tam da bana uygun!) Siz, konuşmanın alakasız yerlerinde kendime gönderme yapmamı boşverin en iyisi ve listemize 15 numaradan giriş yapalım…



15. “Penance Stare”e Dayanmak

Bu zamana kadar en zorlu ve havalı kahramanlar ve suçlularla karşı karşıya gelmiş ve neredeyse her rounddan galibiyetle(çoğunlukla k.o.) ayrılmış bu arkadaşımızın, şu ana kadar binlerce insanı öldürdüğünü varsayabiliriz değil mi? Belki sayı düşündüğümüzden çok daha fazladır. E durum böyle olunca, böyle birinin üstesinden gelebilecek tek karakter Ghost Rider olabilir, haksız kyım? Haksızım anasını… Özel gücü, karşısındakinin öldürdüğü insanlardan dolayı pişmanlık duymasını sağlamak ve öldürdüklerinin hissetiklerini o kişiye hissettirmek olan biri Frank Castle gibi biri üzerinde harikalara sebep olmalı, diye düşünüyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Çünkü bu karşılaşma zaten gerçekleşti ve Frank gözünü bile kırpmadı. Evet! Doğru duydunuz (reklam sloganı gibi), Süper gücünü tanrı ve/veya şeytandan alan birine karşı milim bile kıpırdamadan dayanan Frank,  “ulan bu adamın dayanamayacağı şey  var mı ya?” diye düşündürdü. Bana sorarsanız bildiğin süper güç bu.



14. İntikam Meleği

Bazen çok salaş ve oldukça berbat çizgiromanlara rastlıyoruz, hatta öyle ki bu çizgiromanları gömmeyi düşünsek bile olur da ilerdeki nesiller, bir kazı esnasında bulup da “Allah belanızı vermesin bu nasıl saçma bir çizgiromandır? Atalarımızın da hiç zevki yokmuş.” der düşüncesiyle gelecek nesillere rezil olma korkusunun bize verdiği cesarete dayanarak katlandığımız çizgiromanlar da oluyor. Bu vakaya, Punisher’ın ölüp, tahtalı köye gittiği ama sonra ona oralarda katlanamamış olacaklar ki, bu taraflara “İntikam Meleği” olarak geri yollandığı çizgiroman örnek sayılabilir. Yani, Punisher çok aşırı kötü bir karakter olmasa da sütten çıkmış ak kaşık diyemeyeceğiz, Bu yüzden de melekler ona “Tanrının adına çalışmazsan, aileni asla göremezsin.” diyerek kendi emirleri altına almış ve çok da şaşıramayacağımız şekilde Frank bu teklifi kabul etmişti. Kendisine verilen isimleri tek tek avlıyordu ve karşılığında da iki acayip görünüşlü silaha ve alnının çatına damgalanan tuhaf bir dövmeye sahip olmuştu. Çizgiroman o kadar berbat ki, cbr.com yazarlarından Tara Marie’ye göre Punisher canlanıp bu çizgiromanın yapımında emeği geçen herkesi avlamaya başlamış.



 

13. Frankencastle

Sanırım listeye kötü fikirlerle devam etme kararı almış olacağız ki, sırada bir başkası var. Normalde Punisher, süperkahramanlara karşı gayet güzel karşılık verebilen bir karakter. Ancak diyelim ki, Hulk’a karşı büyük bir savunma yapamasını bekleyemeyiz değil mi? Bu contest of championsda 2 yıldızlı bir kahramanla 4 yıldızlıya karşı gelmek gibi olur. Herifin tek yumruğu senin canını sıfıra indirir(bu arada mobilciler kendine gamer demesin taraftarıyım, teşekkürler) Ama nasıl oldu bilinmez, birileri, Punisher ile Daken’ın karşı karşıya gelmesini sağlamış. Wolverine’in oğlu olan, wolverine ile aynı güçlere sahip fakat daha az insani olanı, Daken. E doğal olarak, Frank Castle’a farewell my friend, diyoruz. Allah rahmet eylesin yazardım ama mizah yapacağım diye “my sweetheart”ı canına yandığım olarak çeviren kişilere benzemek istemem. Her neyse, olaylar burada bitmiş olamaz değil mi? Tabiki olmaz çünkü yeterince saçmalamadık! Punisher, FrankenCastle olarak geri dönyor!! Yarı insan, yarı Frankenstein. Kısaca insanken bile bir canavar diyebileceğimiz kişi, cadılar bayramında kostüm dalında ödül kazanabilecek bir manyağa dönüşüyor. Herifi görüp titrememek elde değil.



12. Supervillain Teknolojisi

Teknik olara süper güçler elde etti diyemeyiz ancak, süper güçlere sahip olmasını sağlayan bazı teknolojileri elde etti diyebiliriz. Bu kısımda, Punisher bir kaç kötü adamın sahip olduğu teknolojiyi yok etmek yerine, onları kullanmayı tercih ediyor. Modifiye yani. Ama neyse ki, modifiye edilen karakter şahin derecesinde bir araca eşdeğer değil. Allah korusun. Punisher burada, çakma bir Captain America kalkanına, kendini küçültmeye yarayan Pym parçacıklarına, Goblin’in planörüne ve supersonic hand, goblin bombaları bir de Doctor Octopus’un bir uzuvuna sahipti (bunu muhtemelen g*tüyle anlayıp, fazlasıyla gülecek olan diğer yazarımız Mustafa Burak Sarılar’a selam! Pislik yapma anladın işte, kolunu falan kastediyoruz.)




11. İnsanüstü Tolerans

Tabiki buna da bir süper güç değil diyebilirsiniz ancak, olaya şöyle bir açıdan bakalım; hanginiz bir yerini kestiğinde veya yaktığında “has*ktir” vb tepkiler vermedi? Kibar olalarınız aa diye bağırmadı? Frank Castle’ın aşırı yoğun darbelere, silahla yaralanmalara, hatta işkencelere bile dayanması ve gıkını çıkarmaması sizce de süper bir şey değil mi? Bence çok havalı. Adamda insanüstü bir acı toleransı var. Normalde birinize işkence yapıldığını var sayalım, diyelim ki aşırı hasar sonucu şoka girdiniz, ki durum böyle olmasa ya aşırı kan kaybından ya da belli miktardaki bir hasardan dolayı bayılırsınız. Ama Frank, neredeyse Wolverine kadar kıçı tekmelenen ama bunu en az onun kadar iyi idare edebilen bir karakter. Bizden kendisine kocaman bir helal olsun.



10. Mentalistlere Karşı Dayanıklılık

Bütün kahraman dünyasında, her kahramanın zayıf noktası, zihin kontrolü veya bir şekilde görüşlerinin ilüzyon sonucu bozulmasıdır. Tabi siz de bir psychic değilseniz veya birisi tarafından eğitim almadıysanız işiniz zor. Çünkü geneliklere olaylara son noktayı koyan saldırı hep psychic tarzı saldırılar oluyor. Ama Punisher’a bunlar söker mi? Adamın vücudu kada zihni de o kadar dayanıklı ve hedefine odaklı ki, ona göre zihin konrtolü saldırıları, bizim bir majezik(firmadan para almıyoruz, bedava reklam ama bi halta da yaramıyor zaten) alayım da geçsin dediğimiz dediğimiz baş ağrıları gibi bir şey. İnsanlar onu zihin konrtolü altına almaya veya fiziksel olarak hareket etmesini engellemeye kalkacak telekinetik saldırılara maruz bıraktığında bir gıdıklanma edasıyla yoluna devam ediyor “Is that all you can do?” repliğini asıl söylemesi gereken karakter olmaya hak kazanıyor. Zihni, nefreti ve öfkesi tarafından öyle odaklanmış öyle hırslı biri haline getirmiş ki Frank’i, yoluna taş koyanın vay haline. Bence bu süper güç sayılabilir gayet.



9. Sorcerer Extreme

Secret Wars oldukça ilginç bir seri ve içerisinde yer alan yüzlerce ayrı hikayeden en havalısı sayılabilecek biri de Frank Castle’ın başına gelen bu Sorcerer Supreme olma olayıdır. Aslında bu, tam olarak da doğru sayılmaz. Çnkü kendisi Sorcerer Supreme değil, Sorcerer Extreme olmuştu ve insanları öldürmek için sihirli silahlar kullanıyordu. O kadar havalı ki, Sorcerer supreme’in ismini değiştirdi adam. Bu kesinlikle bir süper güç sayılır.



8. Şeytanın Kutsaması

The Punisher bu zamana kadar birsürü şey yaşadı, gördü, geçirdi ve bu süre zarfınca neredeyse hiç ölüp yakalandığına şahit olmadık. Öyle ki sanki görünmez bir güç onu koruyormuş gibi. Aslında gibisi fazla… Punisher: Born serisinde, Frank Castle’ın Vietnam’da asker olarak çalıştığı günlere dönecek olursak, sizlere seri boyunca karşılaştığımız kaynağı belirsiz bir sesi hatırlatmak isterim. Frank’e her zaman onu koruyabileceğini, yardım edebileceğini, onu bu lanet yerden kurtarabileceğini ve ona hep istediği o sonsuz savaşı, mücadeleyi verebileceğini vadeden bir ses. Bunu yapabilmesi için ihtiyacı olan tek şey Frank’den gelen bir evet. Ancak her şeyin bir bedeli vardır. Frank’ten bir süre sonra gelen onayın üzerine, maalesef karakterimiz yazının giriş kısmında bahsettiğimiz travmatik olayın tohumları atılmış oluyor ve ailesini kaybeden Frank, bu bedelle, hayatının sonuna kadar vereceği savaşın ortasında buluyor kendini. Tabi sesin kaynağını sorarsanız, ona hep istediği şeyi veren ve onu bu yolda koruyan kişi, ölüm ya da şeytan diyebiliriz.



7. Süper Duyma Gücü

Punisher tabiki, Captain America gibi süper bilimsel deneyler sonucu birilerinin deyişiyle “lab rat” haline gelmiyor ancak onun da normal insanların asla sahip olamayacağı bazı güçleri var. Duyma kabiliyeti oldukça gelişmiş olan Frank’i en çok War Zone’da görebiliyoruz. Genel olarak da çizgiromanlara bakacak olursak, olaylara oldukça hazırlıklı olmasının sebebi belki de rakibini uzaklardan duyuyor olabilmesidir demiyor değiliz.



6. Macguyver Yetenekleri

Macguyver ne diyeceksiniz, haklı olarak. Kendileri çok eski bir tv programı olur ve etrafında olan herhangi bir şeyi (ataç ve sakız gibi) nükleer bir bombaya çevirebilme gibi ilginç olaylara sahip. Bir bakıma Punisher da öyle. Etrafındaki herhangi bir nesneyi anında silaha çevirebiliyor. Tek ihtiyacı olan şey mermiler değil yani. Hatta bir keresinde, birisine köpek balığı ile saldırmıştı ve birini de obez bir insanla öldürmüştü. Tabii bunlar da ilginç yöntemler ancak ben kaşıkları tercih ediyorum. Kısaca Frank, yakınında olan ne varsa onu bir ölüm makinesi olarak kullanabiliyor. “That’s fucking awesome!” aynen.



5. Mermi Süngeri

Silahla vurulmak çok ilginç bir olay. Çoğu insan silahla vurulduktan sonra yaranın sebep olduğu dayanılamaz bir acının etkisiyle bir şoka giriyor, ki bu oldukça tehlikeli bir evre, lakin şoka girdikten sonra uyanma şansınız çok düşük. Ancak bu tabiki normal insanlar üzerinden ilerlenildiğinde geçerliliğini koruyan bir durum. Aynı olaydan Frank’de bahsetmemiz olası değil. Öyle ki adam sabah kahvesi niyetine silahla vuruluyor. Bence “Don’t talk to me before I’ve had my morning shot.” felsefesine sadık bir şekilde ilerliyor. Bizim için uyandırma aracı olan kahve, kafein, onun için mermi anlamına geliyor gibi bir şey. Ciddi manada konuşacak olursak vücudundaki mermi miktarı onu zehirleyecek durumda olabilir ama ona zehir de dayanır mı be bacım? Ona ne dayanır ki? Neyse ki Christmas shopping için alışveriş merkezlerine giden bir karakter değil çünkü muhtemelen bir x-ray cihazından geçse cihaz patlar falan. Bu arada sadece Türkiye’deki alışveriş merkezlerinin girişinde x-ray cihazı olduğunu biliyor muydunuz? Girerken öyle bir sorguluyorsunuz, sizde öyle bir yer etmiş oluyor ki “Kime kontrol etmeyecek mi? Üzerimi falan aramayacak mısınız? Bak giriyorum öyleyse? Potansiyel bir suçlu olabilirim keşke bi’ baksaydınız ya.” gibi saçmalıklar geçiyor aklınızdan. Bu arada biriniz de çıkıp demiyor ki adam niye Türkiye’de noel alışverişi yapsın veya kime yapsın? Ama ben hediyelere hayır demem.



4. Venom Punisher

Venom’u eğer bu zamana kadar bir mağarada yaşamıyorsanız, hepiniz bilirsiniz. İnsandaki en kötü içgdüleri ortaya çıkartan manyak bir şey. Bir de bunun zaten içgüdleri yeterince kötü ve açıkta olan birinin başına geldiğini düşünün. S*çtığımızın resmidir. Burası aşırı şiddet içermektedir.



3. Iron Punisher

“Ya şöyle olsaydı?” hikayelerimiz ve eşleştirmelerimizin sonu Venom değil tabiki. Neredeyse her “What if…” kaynaklı superhero crossover’lardan biri olan Iron Man de nasibini alıyor. Bu hikayede Punisher faşist bir amerikanın temellerini atabilmeye yardımcı olabilmek için Iron Man oluyor ancak Captain America ile tanışınca ondan etkilenip saf değiştiriyor.



2. Captain Punisher

Evet, henüz b*kunu çıkaramadık! Bunu da yaptık! Frank Castle, Steve Rogers yerine super soldier serumunu alan kişi oluyor. Aslında inceleyecek olursak, hem Frank hem Steve birbirlerine benzeyen karakterler. İkisi de bir savaş amerikasında doğmuş (arkasında tabiki İsrail var), ikisi de asker, ve birbirlerine çok saygı duyan karakterler. Hatta Frank Castle, Steve hakkında favorisi olduğunu ve hangi koşullarda olursa olsun asla savaşmayacağı tek kişi olduğunu söylüyor. Bu da bizim “What if…”cilerimizin hoşuna gitmiş olacak ki, bir kahraman bileşimi daha ortaya çıkartıp serumu Frank’e veriyorlar. Böylece daha karanlık bir Captain America ile karşılaşıyoruz. Ayrıca, kalkanı unutmamak gerek!



1. Punisher 2099

Bu hikaye diğerlerinden biraz farklı. Marvel’ın 90lı yıllarda yayınladığı 2099 serisinin en popüler olanlarından biri Punisher 2099. Hikayede, Punisher, Frank Castle’dan oldukça etkilenen ve ilham alan, gelecekten gelen bir adam. Gelecekten olmasının oldukça havalı silahlara sahip olma ve bir kaç kötü adam teknolojisini elini geçirme gibi ufak tefek getirileri de var tabii. Ancak bir takım süper güçlere sahip olduğunu kanıtlamak için, bir binadan “Bir jetpack’e ihtiyacım yok! Tek ihtiacım olan şey nefret.” diye bağırarak atlayan Punisher’ın, aslında süper gücüm nefret deme şeklidir bu.

Aklınıza gelen, “Bence bu asıl süper güçtür şundan da keşke bahsetseydiniz, ama Punisher Squirrel Girl ile de harmanlanmıştı (yok öyle bir şey) onu niye yazmadınız…” şeklinde önerileriniz varsa, e mailimiz açık. Bana da, yazılarım hakkında şikayet, istek veya öneriniz varsa yazabilirsiniz. E mailim: beyzaseher36@gmail.com