Salı, Haziran 19

İnceleme: Thor: Ragnarok (Spoilerlı)

Beklenen gün geldi çattı: YouTube’daki spoilersız önizlenimlerimizden sonra, detaylı ve SPOILER’lı Thor: Ragnarok incelememizle karşınızdayız!

Ragnarok neydi? Ragnarok eğlenceydi. Hem de öyle bir kaşık, bir bardak falan değil; kürekle, kamyonla eğlenceydi. Açık konuşalım, Age of Ultron’da vasatın da altında bir iş ortaya koyduktan sonra yaptığı dört filmle, (Civil War, Doctor Stragne, Spider Man Homecoming ve Ragnarok) Marvel tek bir fire bile vermedi. Hepsi ne yapması gerektiğini bilen, nasıl yapması gerektiğini bilen ve ayağı yere sağlam basan işler oldular. Black Panther için de umudum çok yüksek, ki ondan da tatmin olarak salondan ayrılırsak süreç, Infinity War’a kadar kesintisiz yükselen bir grafik halini alacak. Haliyle bu da Infinity War’u ve Avengers 4’ü muhteşem bir final haline getirecek. Aslına bakarsanız bir çırpıda Marvel’ın başarısız filmlerini saymak daha kolay, ama Thor: Ragnarok kesinlikle onlardan biri değil.

Nasıl olabilir ki? Arkasında şöyle bir ekip ruhu var. Fotoğraf Hollywood Reporter’dan, 2016 Comic-Con’dan Thor Ragnarok oturumu hatırası. Sadece bu kadar kariyerli ve yetenekli oyuncuları barındırması değil, aynı zamanda bunları eğlenen ve iyi anlaşan bir ekip haline getirebilmesi de Marvel Studios’un belki de en büyük sihri. Ragnarok’un yıldızlarına şöyle bir bakarsak:

Chris Hemsworth, Tom Hiddlestone, Mark Ruffalo, Cate Blanchett, Karl Urban, Idris Elba, Tessa Thompson, Jeff Goldblum, Benedict Cumberbach ve Anthony Hopkins… Yani ilk başından beri belirttiğimiz gibi nefes kesen bir kadro. sonra bir de CGI Korg karakteriyle cameo yapan şu adam var:

Filmin yönetmeni Taika Waititi, bence sadece Thor serisinin açık ara en başarılı filmini yapmadı, aynı zamanda MCU’nun da misyonunu en iyi yerine getiren filmlerinden birini ortaya koydu. Filmin görselliğinden kurgusuna, oyunculuklarından müziklerine kadar çok iyi tasarlanmış bir film olduğunu belirtmek gerek. Bu da hiç şüphesiz, ciddi bir yönetmen başarısına işaret ediyor. Oyunculuklar demişken…

Bu ikisi filmde Thor’dan belki en çok rol çalan ikiliydi. Burada sadece oyunculuklara değineceğim çünkü, Hulk ve özellikle de Hela karakterlerine ayrı birer parantez açmak gerek. Ruffalo -özellikle Banner olarak- filmin kendisinden beklediği mizah yönünü çok iyi kaldırmış, ne kadar yetenekli bir oyuncu olduğunu ortaya koymuş. Cate Blanchett ise… eh, Oscar ödüllü bir aktristen bahsediyoruz. Hem bu kadar güzel, hem bu kadar yetenekli bir kadın MCU’ya geldiği zaman, iz bırakmadan gitmesi düşünülemezdi.

Diğer oyunculukları da kısaca değerlendirirsek; Hemsworth, önceki filmlerde neden en çok Thor’un geyikli sahnelerinde parladığını gözümüze sokmuş adeta bu filmde. ‘Heh, bana bunlarla gelin be birader!’ demiş resmen.Senaryonun ekseriyeti komikli olunca ciddi sahnelerin de hakkını vermiş bana kalırsa. Meğer adamın oyunculuğu buymuş yani; %80 komik, %20 ciddi. Gerçekten de başarılı buldum onu bu filmde.

Bunların hemen hepsi Tom Hiddlestone için de geçerli, yalnız bir farkla: Tom Hiddlestone başından beri iyiydi. Başarısı bu filme özel değildi, adam Loki’yi anlamıştı ve oynuyordu yani. Bana göre bir facia olan The Dark World’de bile en iyi şey yine Loki idi. İlk Thor’u henüz acemilik evresi kabul edersek -o filmin iyi bir yanı yoktu gerçekten, ben ona MCU’nun uzay filmlerinin pilot bölümü gözüyle falan bakıyorum- Avengers’dan bu yana bu adam hiç şaşmadı, hep üstüne koydu. Alkışlar sana, Hiddlestone.

Cumberbach’ı bu filmde ‘E bu bildiğimiz Doctor Strange.’ gözüyle izledim, Sarı eldivenlerden midir nedir, adam iyice olmuş bu role artık. MCU’nun geleceğinde çok iyi işler yapacak anlaşıldı. Bu filmde Loki ile Doctor Strange karşılaşmasını en az Hulk vs. Thor kadar bekliyordum. Ama maalesef çok kısaydı, açıkçası beni tatmin etmedi. Umarım ileride daha çok görme imkanımız olur. MCU’nun özellikle Phase 4’da mistik dünyalara daha fazla odaklanmasını beklerim. Daha doğrusu, umarım.

Bir de Jeff Goldblum’a değinirsek. Burada oyunculuklar üzerine eğildiğimiz için Goldblum’a bir eleştirim olmayacak. Adam ne yapması gerekiyorsa onu yapmış, filmin tonuna da uymuş. Aslında kendisinin, GotG 2’nin after credits’inde gözüktüğünü de yazımda belirtmiştim, demek oluyor ki onu ileriki MCU uzay filmlerinde bağlayıcı bir karakter olarak görebiliriz. Yalnız karakterin geleceği biraz muamma. Ona aşağıda değinelim.

Şimdi filmin konusu… Bu filmin konusu aslında Hela’nın yenilişi… Yani çizgi roman ekseninde düşünürsek, saf bir Ragnarok filmi değil. Her ne kadar Gladiator Hulk’u görsek de, Planet Hulk da değil. Daha ziyade, bunlardan kilit parçaları alıp sağlıklı bir şekilde sentezlemişler gibiydi. Ciddi olduğu anlarda, kendi adıma tutarlı bir hikaye oluşturduklarına inanıyorum.

Diğer taraftan filme dair en büyük beklenti son Infinity Gem’in bulunuşuydu. Bu gerçekleşmedi. Hatta dünyada olan bitenlere, Civil War’a ve diğer şeylere bir gönderme yok. Yalnız after credits’te belli ki Infinity War’a açılacak bir kapı oluşturmuşlar. Merakımızı çok fazla tatmin etmedi aslında. Belli ki Thor’da bir kez daha Infinity Gem işlemek istememişler.

Marvel’ın şu ana kadar Thor’a adam akıllı bir film yapamamış olduğu bir gerçek. Nedeni de bu filmle belli oldu; çünkü şimdiye kadar tabular yıkılamamış. Karizmatik ve güçlü bir uzay prensi olan ‘Yıldırım Tanrısı’ uzaydan dünyaya gelir, dünyayı kurtarır. Özellikle The Dark World’de bunu gördük. TDW bundan başka hiçbir şey değildi, ve o kadar sıkıcı ve gereksizdi ki… İlk film acemilik evresiydi -ki yine de konu olarak çok başarısız olduğunu söyleyemem, en azından bir teması vardı, bir şeyler anlatıyordu Thor’la ilgili- bu yüzden kısmen makul diyebiliriz. Ama ikincisi tamamıyla kabul edilemezdi. İşte en büyük günah bu filmde net bir şekilde ortaya çıktı: Thor’un dünyada değil, uzayda olması gerekiyordu. Baktığımızda TDW esasında bir uzay filmi, hatta dokuz diyarın bir arada görülebileceği bir hikayeydi, gelgelelim filmin ekseriyeti dünyada geçiyor.

Bu filmde ise dünyada ancak beş-altı dakika gördük Thor’u, ki bunlar da Doctor Strange’e ve çok anlamlı bir veda yapan Odin’e, hatta Hela’nın ortaya çıkışına ayrılmıştı. O kadar dolu dolu bir beş-altı dakikaydı ki, belki de Thor’un dünyada geçirdiği en verimli zaman bu olabilir. geri kalanı ise… Guardians, MCU’da uzayın önemini -özellikle ilk filmin- başarısıyla ispatladı. Ve Thor esasında uzaylı bir karakter olmasına rağmen Thor’a ait adam akıllı bir uzay filmi yoktu. Nihayet bu filmde bunu aşmışız.

Bir de Thor’un karakter gelişimine dair muammalar var ki, TDW bu yönden de tam bir fiyaskoydu, birinci filmin de yine buna dair bir hikayesi vardı ama şımarık ve başına buyruk bir prens olan Thor’un aklı başında ve bilge bir varis haline gelmesi tabii ki bir filmde olabilecek bir şey değildi. Bana kalırsa ilk filmde başladıkları işi bu filmde bitirmişler. Sadece saçlarını ve tek gözünü kaybetmedi Thor, artık bir kral, hem de cesareti ve fedakarlığıyla gerçek bir kral.

Diğer taraftan, Thor’un geçmişine sadece Asgard’ı değil, diğer ortaklarını da direk öldürerek sünger çekmişler. Jane ve ekibi iptal oldu (iyi ki de oldu gerçekten fenalık gelmişti ondan, zaten kendisi de belirtti bu seride oynamaktan memnun olmadığını), dünya denklemden çıktı… Adeta bambaşka bir Thor ortaya çıktı.

Thor sadece bir krala dönüşmekle kalmıyor, aynı zamanda gerçek potansiyelini de keşfediyor. yani güç olarak. film bunu görsel olarak ve çok basit bir sembolik hareketle çok iyi hissettirmiş: Mjolnir’in yok oluşuyla. Ve bir sözle : ‘Sen çekiçler tanrısı mısın?’ bu ikisi arasında geçen süreçte pek çok kez Thor’un neden Thor olduğunu gördük. Sonuçta Hulk’la çıplak elle dövüşebilen bir adam asla hafife alınamaz. Bununla da kalmadı, az daha ciddi ciddi Hulk’u alt edecekti. Her şeye rağmen Thor’un gücünü de en net bu filmde hissettik bana kalırsa.

Filmin görselliğini daha önce de övmüştüm, şimdi de öveceğim. Bir kere şu flashback sahnesi tablo gibi bir sahneydi, gerçekten yapanın ellerine sağlık. Filmin geri kalanıysa -herhalde yönetmenin tercihi olarak- gerçekçi ve net kareler vardı. ve tabii aksiyon sekansları… görsel olarak iyi ele alınmış çok iyi koreografileri olan dövüş sahneleriydi. Thor’un dövüşlerinde hiçbir zaman bu kadar iyi koreografiler görmedik. Giriş sekansındaki Surtur dövüşünden -ki ben ilk orada heyecanlandım, çok iyi bir başlangıç olmuş- Hulk vs. Thor’a, ve Hela’nın dövüşlerine kadar. Hepsi çok tatlıydı, bu zamana kadar Thor’un dövüş sahnelerine hiç emek verilmemiş meğer.

Filmin kötüsü de…

Hela. MCU’nun ilk kadın villain’ı. Ciddi şekilde, MCU’da gördüğümüz en güçlü villaın’lardan biri. Belki en vizyon sahibi değil -zira gücü ele geçiren herhangi biri gibi direk galaksiyi ele alma çabasına girdi- ama en evil kötülerden biriydi. Teoride yenilmez bir villain’dı. Ölüleri diriltiyor, önüne geleni kırıyor, güç uğruna halkını gözlerinin yaşına bakmadan öldürüyordu. Eh, ölüm tanrıçası diye anılmasının bir sebebi varmış gördük bunu. Diğer taraftan, karakteri iyice parlatan Cate Blanchett’in performansı olmuş. Oscar ödüllü aktris, adeta ışıldıyordu. bu kadar iyi bir kariyere sahip bir oyuncu olarak, geçmişi bu kadar kötü olan bir seride yer almayı kabul etmesi de biz ve MCU açısından bir şans. Ve tabii tekrar belirtmemiz gereken özelliği: MCU’nun ilk kadın villain’ı. Meğer ne kadar ciddi bir eksikmiş ve ne kadar iyi bir ilk oldu! Daha nicelerini görmek sebebiyle…

Diğer villain’ımız Skurge ise… Adamı kötü yapmaya kıyamamışlar. Ya da Karl Urban kabul etmemiş. Sonuç olarak zombi askerleri filmin sonunda otomatik tüfeklerle taramak gibi keteliklere rağmen, aslında kötü olmayan ama hayatta kalmak için gerekeni yapan gizli kahraman rolünü bence Karl Urban iyi oynamış. Buna rağmen ne kadar gerekliydi? Tartışma konusu. Böyle bir misyonu Loki’ye verip, onu bir şekilde kötünün iyisi haline getirselermiş -Loki’nin bu filmde fazla iyi olduğuna dair eleştiriler var, ben çok şikayetçi değilim- çok daha tutarlı bir mesaj verilebilirmiş, hem Loki hem de film açısından.

Sonuç olarak filme bir not belirtmem gerekirse, tekrar söylüyorum muazzam bir film olduğundan değil, ama misyonunu tertemiz yerine getirerek eğlendirmeyi çok iyi başardığından 8/10. Nihayet iyi bir Thor filmi yapmayı başarmışlar. Hepinize şimdiden iyi seyirler!