Çarşamba, Mayıs 23

İnceleme: The Hunter’s Prayer: Hedefini Koruyan Bir Tetikçi

Lucas, Hatto ailesinin kızları Ella’yı öldürmekle görevlendirilen bir tetikçidir. Richard Addison adlı iş adamı, ABD’deki pis işlerini aklamakla görevli Martin Hatto’nun hatasına karşılık bir mesaj olarak kızlarını öldürtmek ister fakat Lucas bunu yapamaz. Addison da Ella’nın ailesini başka bir tetikçiye öldürtür. Fakat Ella’nın hala ölmesini istemektedir. Bunu yapamayan Lucas, Addison’ın adamlarına karşı Ella’yı korumak için tehlikeli bir mücadeleye girer. Film, konu bakımından bilindik ve klişe olsa da birçok benzer yapımdan sürükleyiciliği ile ayrılmayı başarıyor. Yönetmen koltuğunda, Terminator 3 ve Surrogates filmlerinin yönetmeni Jonathan Mostow otururken başrolde Sam Worthington (Avatar, Clash of the Titans, Terminator Salvation) yer alıyor.

Film, çokça örnekleri olan bir konu üzerinden ilerliyor ve şaşırtıcı olmayan mutlu bir sonla bitiyor. Seyircide merak uyandıran veya olacakları tahmin etmesine yönlendiren bir yapıya sahip olmamasın karşın bir aksiyon filmi olarak tatmin edebiliyor. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan özelliklerinden birisi sürükleyiciliği iken bir diğeri ise Avrupa şehirlerinde geçiyor olması. Amerika’nın geniş yollarında, artık görmekten sıkıldığımız caddelerinde gelişmeyen olaylar bizi alıp İsviçre’nin dar sokaklarına, tren istasyonlarına ve Avrupa’nın doğal güzelliklerine götürüyor. Ortadaki mücadelenin böyle farklı şehirlerde (İsviçre, Fransa ve İngiltere) geçiyor olması da film artı sağlayan etkenler arasında yer alıyor. Müzik kullanımı konusunda aksiyon sahnelerini destekleyen ve uyum sağlayan yeterli düzeyde hareketli fon müzikleri tercih edilmiş olsa da bazı sahnelerde kullanımı yersiz olup sırıtıyor. Kamera kullanımı ve açıları bir aksiyon filmi için gayet uygun gözüküyor.

Filmi taşıyan bir diğer önemli unsur da Sam Worthington oluyor. Başarılı aktör filmdeki Lucas karakterinin ruh halini, çaresizliğini ve bağımlılığını etkili bir şekilde yansıtmayı başarıyor. Diğer oyuncular ise yeterli seviyede bir performans sergiliyorlar genele baktığımızda. Fakat dediğimiz gibi Sam Worthington yerine başka bir oyuncu Lucas’ı canlandırıyor olsaydı film bu kadar sürükleyici olmayabilirdi. Kötü adamımız Bay Eddison’ı canladıran Allen Leech’in de uygun bir seçim olduğunu söyleyemiyoruz ne yazık ki. Karakteri yansıtabilecek daha uygun bir aktör filmi daha iyi bir hale getirebilirdi. Ayrıca film 1 saat 31 dakikalık süresi ile de seyirciyi fazla kendine bağlı bırakmadığı için istenileni vermeyi başarıyor.

The Hunter’s Prayer, bilindik ve klişe konusunun yanı sıra farklı mekân tercihleri, sürükleyiciliği ve başrolde yer alan Sam Worthington etkisi ile zayıf geçen Ağustos ayında seyirciyi memnun edebilecek, izle-unut tadında, bir aksiyon filmi olarak vizyonda yerini alıyor.