Salı, Haziran 19

İnceleme: O – IT: Hepimiz Derry’de Yüzeceğiz

Georgie, yağmurlu havada kâğıttan botunu yüzdürmek için evden ayrılır. Botunun hızına yetişemez ve bot kanalizasyona kaçar. Georgie, botun nereye gittiğini görmeye çalışırken bir palyaço beliriverir. Başta çekinen Georgie’yi sohbeti ile kendisine çeker. Botunun onda olduğunu söyler, almak isteyip istemediğini sorar. Georgie uzanıp botunu alacakken palyaço bir yaratığa dönüşür ve Georgie’yi kolunu koparıp kanalizasyona çeker. İşte hikayemiz bu noktadan sonra başlıyor. Ezikler Çetesi ve kasabanın 27 senede bir başının belası olmuş olan korkunç Palyaço Pennywise’ın hikayesi. IT, Stephen King tarafından 1986’da yazılmış olup o zamandan bu yana dünyaca ünlenen ve sevilen bir romanı olmuştur. 1990 yılında TV Mini-serisi olarak uyarlanan IT, Tim Curry’nin canlandırdığı Pennywise sayesinde hafızalara kazınmıştır. Efektler ve oyuncuların bazıları başarılı olmasa da Tim Curry’nin performansı büyük bir beğeni toplamıştır. Şimdi ise film uyarlaması olarak korku dolu kitabın ilk yarısı karşımızda. Mama ile büyük beğeni toplayan Andy Muschietti yönetmenliğini yapıyor. Film, bir korku filmine göre uzun olan 2 saat 15 dakikalık bir süreye sahip olsa da her dakikasını dolu dolu işliyor.

Romanda Ezikler Çetesi’nin çocuklukları ve yetişkin halleri paralel olarak işleniyor fakat bu film yani 1. Bölüm, sadece çocukluklarında yaşadıkları dehşeti içeriyor. Kitaptaki olanları neredeyse birebir işleyerek bizleri memnun ediyor aynı zamanda. Fakat umarız çocukluklarını ve yetişkinliklerini ayrı işliyor olmaları ikinci film için sorun yaratmaz. İlk filmdeki çocuk oyuncuların performansı ve çocuk olmaları ilgi çekici kılarken ikinci filmin tamamen yetişkinliklerini anlatacak olması filmin çekiciliğini zedeleyebilir. Bunu bekleyip göreceğiz. Georgie’nin ölümü ile başlayan film Ezikler Çetesi’ni oluşturan karakterlerin tanıtımı ve Pennywise’ın tek tek hepsine gözükmesiyle devam ediyor.

Ezikler Çetesi’ndeki karakterleri canlandıran genç oyuncular harika bir performans sergiliyorlar filmde. Özellikle Stranger Things ile tanıdığımız Richie’yi canlandıran Finn Wolfhard, Midnight Special’da da iyi bir performans sergileyen Bill’i canlandıran Jaeden Lieberher ve Beverly’i canlandıran Sophia Lillis filmin parlayan yıldızları oluyor. Tabii dehşet saçan palyaçomuz Pennywise’ı canlandıran Bill Skarsgard’ı es geçemeyiz. Birçoğumuz Tim Curry’nin eşsiz performansından sonra: “Ne kadar iyi olabilir ki yeni pennywise?” diyorduk. Bill Skarsgard kendine özgü bir Pennywise ile karşımıza çıkıyor ve muazzam bir performans sergiliyor. Palyaçodan korkmayan insanları bile korkutmayı başarıyor. IT, her açıdan olduğu gibi oyuncuları açısından da etkiliyor. Fonda kullanılan gizem ve gerilim müzikleri ise sahnelerle çok iyi uyum sağlıyor. Bolca jumpscare sahnesi içeren film müzikleri eşliğinde sizleri bu sahnelere hazırlıyor. 80’ler sonlarında geçen film dönemi her şeyiyle seyirciye yansıtıyor. Korkutucu sahnelerde bolca kullanılan CGI sırıtmıyor ve bizleri rahatsız etmiyor. Efektleri gerçekçiliği zedelemeyerek bizleri tatmin ediyor.

IT, 27 senede bir çocuklar ile beslenen bir yaratıktan ibaret olmamakla birlikte çocukluktan ergenliğe geçişi, dostluğu ve korkuların üzerine giderek onları yenmeyi anlatıyor bizlere. Ezikler Çetesi’nin tek kız üyesi olan Beverly ve diğer üyelerin ona karşı tutumu yer yer gülümsetirken yer yer duygulandırıyor. Her biri aykırı ve sorunlu karakterlerden oluşan Ezikler Çetesi, birlik olduklarında kötülüğe karşı gelebileceklerini farkına varıyor. Bu sayede IT, temelinde bir dostluk ve beraberlik hikayesi oluyor. Stephen King, romanlarında ve hikayelerinde korku unsurunu çocuklar üzerinden vermeyi çokça tercih ediyor. Örneğin bir hikayesinden uyarlama olan Children of Corn’da da dinsel olarak kendilerini üstün gören ve ailelerini katleden çocukları işliyor. Bunun nedeni, çocukken hepimizin bazı korkuları olması ve onları yenmek için verdiğimiz mücadele olsa gerek.

IT, hem korku yönünden hem de bir Stephen King uyarlaması olarak bizleri oldukça memnun eden, her şeyiyle etkileyen muazzam bir dehşet senfonisi oluyor. Eğer palyaço fobiniz yoksa ve türün meraklısıysanız kesinlikle izlemelisiniz.

 

PUAN: 9/10