Cumartesi, Nisan 21

İnceleme: Justice League (Spoilerlı)

Yakın geçmişteki dosya konumuz, artık vizyonda! Durmadık, izledik. Hızımızı alamadık, yine klavyenin başındayız! Filme dair tüm detayların BOL SPOILER’LI ele alındığı yazımıza hoşgeldiniz!

Hemen bir genel değerlendirme atalım ortaya; DC, belki başından beri yapmaya çalıştığı ancak yapmak için çok yanlış insanları yetkilendirdiği işi başarma yolunda sağlam bir adım atmış. Tamamen farklı tonu, çizgi roman hayranlarını gülümseten dokusu ve umut vaat eden aksiyonuyla Justice League, bence DCEU’nun gerçek başlangıç filmi olarak nitelendirilmeli.

Tam anlamıyla bir başlangıç filmi, zira adeta seyirci odaklı hazırlanmış ısmarlama bir film olduğu ilk dakikasından son after-credits’ine kadar kendini belli ediyor. Şunu belirteyim, bu olumsuz bir eleştiri değil. Şahsen filmi kötü bulmadım, ancak buna BvS ve Suicide Squad’ı tamamen yok sayarak değerlendirmemiz mümkün olmadığı için bir ön yargıyla salona girdiğim doğrudur. Ama filmi izledikten sonra… hiç de negatif değilim.

Şöyle bir bakmak gerekirse %40 Rotten Tomatoes notunun çok yanlış olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Benim şahsi görüşüm on üzerinden yediyi hak ettiğiydi. Şimdi genel görüşümüzü anlattıysak… detaylara dalalım.

Öncelikle filmin başlangıcı… Sonradan eklenmiş bir re-shoot sahnesi, Joss Whedon imzalı. Henry Cavill’ın botokslu üst dudağı herhalde herkesin dikkatini çekmiştir, malum başka bir film için bıyık bırakmış olduğundan bilgisayarla değiştirilmiş sahne açıkçası iğreti duruyordu.

Ama çok dikkat çekmedi. Hemen ardından gelen Batman sahnesi ise… eh, Batman işte. Hatta adam akıllı bir Batman. Ama filmin geri kalanında… Açık söyleyeyim, Bruce Wayne’i bu kadar şirin gösterme çabasıyla DCEU yine karakterleri anlamama günahını işlemiş bana göre. Batman olarak aksiyon sahneleri fena değilse de, Bruce Wayne’in hiç olmamış tonton halleri karakteri çok söndürdü bu filmde, hatta BvS’de ne kadar karanlıksa, bu filmde tam tersi. Yani Awuaman’e sonradan tekrar sorduğu ‘You can talk to fish?’ sorusu… Flash ekibe katılmayı kabul ettiğinde sevinmesi… Superman yumruklarına direndiğinde korkması ya da yine bu filmdeki ‘Jesus Christ!’ falan… Bunlar Batman hareketler değil yani. Zaten Ben Affleck’in de ufaktan müsaade istediğini daha önce haberleştirmiştik. Özellikle JL’de Bruce çok fazla Tony Stark imajı çizerek -hele Süperman’i diriltme kararının alındığı sahnede- rahatsızlık verici derecede iyimser bir edaya bürünmüştü. Tüm DC karakterlerinde açık ara en sevdiğim Batman’dir, yalan yok. Ancak bu film özelinde ve DCEU genelinde… Batman’in iyi yansıtıldığına inanmıyorum. Filmin sonunda Superman’ın evini geri vermek için icracı bankayı satın alması çok Tony Stark bir hareket değil miydi, itiraf edin.

Wonder Woman’ın ilk sahnesini, açıkçası solo filminden daha fazla beğendim. DCEU’yu solo filmler açısından çok başarılı buluyorum, JL öncesinde şahsi sıralamamda bir numara Man of Steel, iki numaraysa Wonder Woman’dı. Fakat bu filmdeki ilk sahnede, aksiyona güzel katılan hızı ve manevralarıyla Wonder Woman ilham veren bir kahraman figürü olmuştu. Ancak filmin genelinde daha pasif ve yetersiz görüntü verdi. Hatta liderlikten kaçındığını Bruce’a kendi ağzıyla söyledi. Oysa  çizgi romanlarda böyle bir karakter değil, gayet lider ruhlu ve cesur bir kadındır. O açıdan JL’de Wonder Woman’ı da hem beğendim, hem de önceki filmlere nazaran daha sönük buldum. Bunda filmin genel temposunun bir koşturmacaymışçasına hızlı oluşunun da payı büyük. Ona da değineceğim.

Karakterlerimizi incelemeye Aquaman üzerinden devam edecek olursak, filmin çok bariz bir günahına da temas etme şansı bulacağımıza inanıyorum. Öncelikle belirteyim, Aquaman için Jason Mamoa nefis bir tercih çünkü çok iyi görünüyor. Savaşçı kral tiplemesinde de başarılı olduğunu dünya alem biliyor, dolayısıyla ondan ve performansından bir şüphemiz yok. Ancak ilk defa böyle iki kez elden geçen bir filmde görülmesiyle adama dev yazık olmuş. Whedon bu filme ne yapmış bilmiyorum ama, bunun Snyder’in kafasındaki Aquaman olmadığından adım gibi eminim.

Snyder-Whedon değişikliğinin ciddi manada stratejik bir hamle olduğu kanaatindeyim. Stüdyo öne çıkarmak istediği karakterlere yönelik bir yönetmen değişikliği tercihi yapmış bana kalırsa. Örneğin, Snyder’in niyeti şüphesiz bu filmi Wonder Woman, Batman ve karanlık bir Superman üzerinden yürütecekti. Aquaman ve Cyborg da kasıntı ve karanlık tipler olarak filme katılacaklar ve işlevleri bu haline nazaran daha büyük olacaktı. Flash ise ne olursa olsun karanlık bir karakter olamayacak ve diğerlerinin gölgesinde yitip gidecekti. BvS’de benzer tercihler yapmış ve Batman’de çuvallamış, Wonder Woman’a yazık etmiş ve Superman’i kelimenin tam anlamıyla harcamış olan Snyder’in bu tercihlerden yana kredisi tükenmişti. Muhtemelen bu sebepten gördüğü baskılar üzerine projeden affını isteyip çekildi.

Whedon’un neden getirildiği ve filmi ne kadar değiştirdiği ayan beyan ortada. Bir kere şuradan biçin; fragmandaki sahnelerin hemen hepsi filmden çıkarılmış. Bununla alakalı bir kolaj video hazırlamıştık,şuradan ulaşabilirsiniz kendisine. Bu tercihler inanıyorum ki karakterlerin dokusunu çok değiştirmiş. Aquaman’i düşünelim… Bir dakika önce Batman’i kaldırıp duvara çiviliyor (Snyder’in çektiği sahne), sonra sohbet ederek sahilde yürüyüşe çıkıyorlar (Whedon’un çektiği sahne). Aquaman’in o ilk teaser’daki ‘Talk!’ diyen sesini duyduğunuzda tüylerinizin nasıl diken diken olduğunu hatırlıyorsunuz değil mi? İşte o Aquaman, Snyder’in beraberinde götürdüğü güzel şeylerden biriymiş, biz de filmi görünce anladık. Yani Aquaman şimdilik Jason Mamoa’nın gerçek hayattaki hali gibi; maceraperest, çakırkeyif ve eğlence düşkünü. Değişiklikleri net fark ettiğimiz bir diğer sahne de Steppenwolf’un Atlantis baskınıydı. Mera’nın sahneleri de zannederim hunharca makaslanmış. O baloncuğun içinde, az önce binlerce yıl öncesinden gelmiş bir düşmanla savaşmamış gibi yaptıkları konuşma… Ah Whedon ah, harcamışsın Mamoa’yı.

Gelelim Cyborg’a… Dürüst olmak gerekirse, Cyborg her manada bu ekibin zayıf halkası. İmaj, tarihçe, orijinallik… Çizgi romanlarda Young Justice’in bir üyesi olarak ortaya çıkmış olan Cyborg, aslen zeki ve eğlenceli bir karakter olmakla birlikte, bu filmde Snyder’in bıraktığı haliyle kalmış; gücünün sınırlarını keşfetmeye çalışan, asosyal ve depresif bir tip. Cyborg’un bu ekibin yumuşak karnı olduğunu biliyordum ama düzeltme adına hiçbir şey yapılmamış diyemem. Örneğin büyük savaştan sonraki ‘Booyah!’ kesin bir re-shoot ürünü. Sonra babasıyla beraber kahkahalarla vücudunun görünüşünü değiştirmesi… Hem de  bütün film boyunca bir defa bile gülümsememişken? Cyborg da yitip gitmiş maalesef.

Şimdi filme dair en güzel iki şeye geliyorum müsaadenizle…

Film bir defa DCEU’da Superman’i baştan icat ediyor, orası net. ‘İşte sevdiğimiz, özlediğimiz Superman!’ demekten kendimi alamadım açıkçası. Flash ise… İtiraf edelim, filmden ortaya çıkan en erken footage’larda Ezra Miller’ın Snyder’in istediği gibi bir Flash olamayacağı çok belliydi. Hatta bu BvS’den belliydi ama o sayılmaz, zira orada hiçbir şey olmamıştı. JL’de ise dönüp baktığımda, aklımda kalan anların hemen hepsini Flash/Superman ikilisi oluşturuyor. Superman’in dirildiği zaman, Flash’le speedforce’da yaptıkları savaş, son savaşta beraber sivilleri kurtarmaları, after-credits’de yaptıkları yarış… Mavi ve kırmızı beraber hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı.

Kısaca Steppenwolf’a değinmem gerekirse… Steppenwolf adeta bir katalizör görevi görmüş, tek işlevi işleri hızlandırmak olmuş. Ortaya ne bir karakter koyabildi, ne de neyin savaşını verdiğini anlayabildik. Tıpkı peşinde olduğu Mother Box’ların yanına ışınlanıp zahmetsizce ele geçirmesi gibi kestirme bir villain olmuş Steppenwolf ve o da DCEU villainları modasına uyarak onları yüz üstü bırakmış (Arrow bunu beğendi.) Klişe finali, boss-fight’taki pasifliği, ve düzgün bir karakter motivasyonu ortaya koymamasıyla maalesef sınıfta kaldı Steppenwolf.

Şimdi gelelim filmin en çok eleştiri alan noktasına… Size de filmde bir şeyler eksik geldi mi? Çünkü öyleydi. Snyder’in görevden çekilip, Joss Whedon’a sorumluluğun vermesi zaten böyle bir müdahalenin olabileceği fikrini doğurmuştu, hatta çekimler büyük oranda bitmesine rağmen bu değişikliğe gidilmesi endişe verici gelmişti. Haklıymışız. Aşikar olan şu ki; Snyder’in çektiği JL daha mı iyi daha mı kötü bilinmez ama, o film kesinlikle izlediğimiz film değil. Bunun için fragmandaki sahnelerin neredeyse hiçbirini filmde görmeyişimiz rahatlıkla kanıt olarak verilebilir. İşin kötü tarafı filmi izlediğiniz takdirde bunun açıkça hissedilmesi. Eskiden kalan bazı parçalar öyle yarım yamalak tamamlanmış ki, belki teknik olarak değil ama olay akışı açısından filme adeta yarım kalmış izlenimi veriyor. bir örnek vermek gerekirse; yukarıda değindiğim Atlantis sahnesi ve sonrasında Aquaman’le Mera’nın konuşması. Dahası Snyder imzalı ve filmden çıkartılmak suretiyle filmin senaryosu değiştirilmiş olan -ki gerçekten öyle sahneler çıkarılmış ki resmen filmin senaryosu değişmiş- bazı sahnelerin muhteviyatı büsbütün tadımızı kaçırdı. Bir ipucu vereyim: Green Lantern.

Çıkarılmış after-credit sahnesinde Kilowog ve Toma-Re’nin Bruce Wayne’i ziyaret ettiğine dair şiddetli şayialar var. Düşünün, bu sahne çıkarılmış. Eğer bu sahne çıkarıldıysa… Whedon’un yatacak yeri yok, ne diyelim. Bir kere filmin bütünselliği içinde olmadığından çıkarılmasına gerek yok, n’olur yani bi ‘fan-service’ sahne yapsan ölür müsün? Sonra Alfred’in ‘Let’s hope you are not too late.’ sahnesinde gelenin de Superman değil, bir Lantern olduğuna dair önemli iddialar vardı ki, bu sahne de montaj masasında kalmış. Yani o bir göz gördüğümüz antik savaş sahnesi haricinde Lantern’lere dair bir şey görmedik. Fakat orada da bir Lantern’ün ta kendisini görmemiz ilginç bir andı, tam anlayamadık ama hoş oldu.

Anlaşılan o ki Whedon, ciddi biçimde Batman, Superman, Flash ve Aquaman’i ele almış, WW’a karışmamış, Cyborg’uysa maalesef Snyder versiyonuyla bırakmış. yani Batman, Aquaman ve Cyborg yukarıda detaylarıya belirttiğimiz sebeplerden talihsizliğe uğramış.

Sonuç olarak Justice League ne olduran, ne öldüren bir film olmuş. Şahsi notum 6,5/10 ama fanboyluğun rüzgarıyla sanırım 7/10 diyeceğim. Kısaca şunu da vurgulayayım, filmi sinemada görecekseniz ve imkanınız varsa mutlaka IMAX ya da 4DX seçeneklerini tercih edin. Ben filmi 4DX formatında gördüm ve gerçekten seyir zevkine zevk katan bir deneyim oldu.

  • Aquaman vizyon tarihi: 21 Aralık, 2018
  • Shazam! vizyon tarihi: 5 Nisan, 2019
  • Wonder Woman 2 vizyon tarihi: 13 Aralık, 2019
  • Cyborg vizyon tarihi: 3 Nisan, 2020
  • Green Lantern Corps. vizyon tarihi: 24 Temmuz, 2020