Çarşamba, Mayıs 23

İnceleme: Equilibrium ”Hissetmenin Önemi”

Equilibrium(İsyan) 2002 yılında, Kurt Wimmer tarafından kaleme alınmış ve yönetilmiş bir bilimkurgu-dispotik filmidir. Filmde baş rolde Christian Bale ve Sean Bean, yan rollerde ise Taye Diggs, Angus MacFadyen, Sean Pertwee, Emily Watson ve David Hemmings yer almaktadır.
Filmden kısaca bahsedecek olursak.Konumuz şöyle;
III.Dünya Savaşı’nın ardından yakın geleceğin dünyasındayız.Dünya’da savaşın çıkmaması için bir ilaç üretilir.İlacın adı ”prozium”,insanı tüm duygularından arındırır.Ve duyguyu tetikleyecek olan her türlü nesneler yakılır.Prozium kullanmayanlar ise Clericler tarafından tutuklanıp,idam ettirilir. 
John Preston ise üst düzey bir Cleric’tir.
John Preston,görev sırasında ortağı Errol Partridge (Sean Bean)’ın 
ele geçirilen şiir kitabını yetkililere vermediğini görür ve ortağını yasak bölgeye kadar takip eder.Errol,John’a özgür yaşamız gerektiğini söyler ancak Preston dinlemez ortağını infaz eder(Sean Bean burada da öldü).Preston ortağını öldürmesinin ardından bir ders alır.Ertesi sabah proziumu kırıldıktan sonra herşeyi anlamaya ve hissetmeye başlar.Direnişçilerin yerlerini öğrenir,onlara liderlik ederek,Peder’e karşı isyan etme planları yapar.Ama yeni ortağı Brandt ve konsey başkanı Preston’ın üstünde ki değişimin farkındadır.Ve böylece Preston liderliğinde ki direnişçiler ile yönetim arasında bir savaş başlar.

Film,Matrix’e benzetilmesinden dolayı genel olarak beğenilmese de şahsen ben çok etkilendim gerek hikayeden gerek aksiyon sahnelerinden.Aksiyon sahnelerinden bahsedecek olursak,filmde Kurt Wimmer’ın geliştirmiş olduğu Gun-Kata tekniği kullanılmış. 
Film de Clericlerin kurşunların nereden geldiklerini ve bir sonraki hareketin bildiklerinden dolayı bu teknik kullanılmış.Abartı sahneler olmuş Cleric’in onlarca kişiyi tek başına öldürmesi gibi.

Şu sahne de birisi rastgele tarasa bile,Preston ölür ancak dediğim gibi abartı sahneler var,yersen güzel,yemezsen saçma geliyor.
Ben yedim çünkü Christian Bale’in oyunculuğu beni çok etkiledi film boyunca.Adam hem duyguyu hem de duygusuzluğu iliklerine kadar yaşıyor.Zaten bu role Bale yerine Keanu Reeves gelse de sırıtmazdı.

Aksiyon sahnelerini bi’ kenara bırakalım,filmi izlerken duygunun önemini insan anlıyor.Ufak tefek şeylerin çok iyi yansıtılmasından dolayı olsa gerek.Örnek verecek olursak Preston’ın müzik dinledikten sonra ağlaması,işe giderken demire dokunması,yağmur yağışını hissetmesi gibi şeyler.
Filmin tüm yükü Bale’in omuzlarına verilmiş ve çok iyi de taşımış.Christian Bale sen mükemmel bir detaysın be!
Bale’i çok övdüm ama hakediyor,boşuna yiğidi öldür hakkıne yeme dememişler.
Filmi Türkiye’de bilen sayısı çok az zaten.Equilibrium’un bu kadar duyulmamasının sebebi hem vizyona girdiği zaman gişede çökmesi hem de eleştirmenlerin Matrix’e benzetmesinden dolayı.Matrix’e konu olarak benzemiyor sadece aksiyon sahneleri benzetilebilir.
Filmin oyunculukları,sinematografisi,senaryosu herşeyi ile çok güzeldi.Filme puanım 8/10.Bitirmeden önce,Matrix’i sevdiyseniz bu filmi kaçırmayın derim.
”Ama zavallı ben,sadece hayallerimle yaşıyorum.Hayallerimi ayaklarının altına serdim.Yumuşak bas çünkü,üstüne bastığı şey benim hayallerim.