Çarşamba, Mayıs 23

İnceleme: Blade Runner 2049 – Androidler Hala Anılara Sahip Mi?

Özellikle son beş yıldır Hollywood’un, eski ve kült filmleri reboot, remake ve sequel furyası içinde tekrar canlandırdığı bir gerçek. Teknolojinin de gelişmesiyle bu filmler, görsel açıdan izleyicelere  iyi bir deneyim sunmalarına rağmen; orijinal filmlerine nazaran ruhsuz, mesaj kaygısı ve felsefeleri olmadan, basit ve aksiyon dolu yapımlar haline geliyor.

İlk duyurulduğunda da Blade Runner devam filmi için beni şüphelendiren yegane sebep buydu. Cyber Punk konsepti içinde neo noir havaya sahip olan orijinal Blade Runner, karakterin yolculuğunu, onun iç dünyasını ve yan karakterlerin de insanlığını ve bunu keşfetmelerini, harika görseller eşliğinde izleyiciye sunuyor ve başladığı hikayeyi, seyircinin aklında birkaç soru bırakarak bitirmeyi başarıyordu.
Denis Villeneuve’ün yönetmen olarak duyurulması, aniden aklımdaki tüm şüphelerin bir anda sona erdirmeyi hatta film için heyecanlanmamı sağlamıştı. Denis Villeneuve, kesinlikle Blade Runner devam filmi için biçilmiş kaftandı. Fakat Denis Villeneuve, neden bu film için uygun olan en iyi yönetmendi?
Aslında bunun cevabı oldukça basit. Villeneuve, günümüzdeki çoğu yönetmenin aksine sinemayı, eğlence sektörünün bir halkası olarak görmüyor. Sinema, Villeneuve için bir sanat dalı. Onun için önemli olan, izleyiciye iki buçuk saatlik aksiyon dolu eğlenceli görseller sunmaktan ziyade; iyi bir hikayeyi; dengeli karakter gelişimleri ve bu karakterler arasında tutarlı etkileşimleri, harika görseller eşliğinde anlatmak. Önceki filmleri olan Prisoners, Arrival, Sicario, Enemy, Incendies hatta Polytechnique’de bile Villeneuve’un hikaye anlatımına ve görselliğe ne kadar önem verdiğini anlıyor o dönemler vizyona giren filmlerden farklı olduğunu hissediyorduk.

Ve Villeneuve,  her zamanki gibi beni şaşırtmadı. Bu sefer deneyim ettiğim şey, bir bilim kurgu filminden daha fazlaydı. Villeneuve, ilk filme yakışan hatta onu geçmeyi başaran modern bir klasiğe imzasını atmıştı.

2049’a Hoşgeldiniz

İlk filmden hatırladımız dünya, artık daha farklı bir haldedir. Tyrell Şirketi artık sonra ermiş ve onun küllerinden Wallace Corporation kurulmuştur. Neredeyse kıyametin eşiğine gelen dünya, Wallace Corporation tarafından kıtlığın önlenmesiyle bir nevi kurtulmuştur. Wallace Corporation tarafından üretilen yeni nesil replicantlar,  artık günlük hayatın parçasıdır.
Blade Runner 2049’da da hikayeyi, bu atmosferin içinde K’in (Ryan Gosling) perspektifinden izliyoruz. K, LAPD’ye emirlere uyması için özel olarak üretilen ve Blade Runner olarak çalışan yeni nesil bir replicanttır. LAPD tarafından kendisine, eski replicantları “emekli etme” görevi verilmiştir.
Filmde şahit olduğumuz K’in ilk soruşturmasında keşfettiği şey, tüm hikayenin seyrini değiştirecek ve K için yeni bir yolculuk olacaktır. K’in yolculuğu, onun için LAPD tarafından verilen bir görev olarak başlayıp karakterin iç yolculuğuna dönüyor. Bu yolculukta K, kendi insanlığını keşfedecek ve kişilik arayışına çıkacaktır.
K’in bu yolculukta yan karakterlerle etkileşimleri ve dinamikleri harika bir şekilde verilmiş. Özellikle Joi ile etkileşimi ve ilişkisi, filmin en unutulmaz sahnelerini oluşturmakta. Unutmadan; Deckard ile karşılaştığı ilk sahnenin de her yönden muazzam olduğunu da belirtmek isterim.
Ayrıca aksiyon sahnelerinin de oldukça kaliteli olduğunu da belirtmek isterim. Bildiğimiz üzere ilk Blade Runner filmi aksiyon ağırlıklı bir film değildi. Yönetmen ve senaristler de böyle yolu tercih etmişler. Hikaye aksiyondan karakterler arası etkileşimler ile ilerliyor ancak; Denis Villeneuve, yoğun hikaye anlatımı arasında filmin temposunu arttıracak harika kareografilere sahip aksiyon sahneleri de eklemeyi unutmamış.
K’in yolculuğunun, film boyunca muazzam bir şekilde aktarıldığını söyleyebilirim. Senaristlerin yazdığı harika bir hikaye; güçlü karakterler, akıllıca yazılmış dialoglar ve bu karakterler arasındaki etkileşimler, yönetmen Denis Villeneuve’ün hikaye anlatma yeteneği sayesinde seyirciye harika bir şekilde tasvir edilmiş. Ayrıca Villeneuve’ün görsel estetiği ve görüntü yönetmeni Roger Deakins sinematografi yeteneği, filmi güçlü kılan etmenlerden.
Blade Runner 2049, benim için bir filmden öte deneyim oldu. Güçlü eller tarafından yazılmış ve felsefi bir temele oturtulan bir senaryonun, hikaye anlatımında usta niteliğinde olan Denis Villeneuve tarafından kusursuz bir şekilde aktarımı, ayrıca sinematografinin mükemmelliği ve Villeneuve’ün Ridley Scott’u aratmayacak derecede detaycılığı ve görsellik açısından mükemmeliyetçiliği, sanat yönetmenliğinin kusursuz olmasıyla Blade Runner 2049, gelmiş en iyi bilimkurgu ve devam filmleri arasında yerini almayı başarıyor.
PUAN: 9.5/10