Cumartesi, Mayıs 26

Ejderhaları Melkor mu yarattı?

Öncelikle yaratma fiilinden ne anladığımıza göre cevap değişebilir. Sözlüğe göre yaratma fiilinin üç temel anlamı vardır. Birincisi yoktan var etmek, ikincisi görülmemiş yeni bir şeyi ortaya koymak ve üçüncüsü bir şeyin olmasına sebep olmak.

Sorunun cevabına dönecek olursak, Orta Dünya‘da yoktan var etme yani Tanrısal bir yaratma fiilini yapabilen tek kişi Eru‘dur. Aynı şekilde özgür iradeyi, aklı ve ruhu da verebilen tek kişi yine bu müziksever arkadaşın ta kendisidir. Eru haricinde, Melkor dahil hiçbir varlık herhangi bir özgün canlı var edemez.



Eru Ilúvatar

 

Orta Dünya külliyatının bazı kitaplarında ejderhalarla ilgili kısımlarda onları Melkor’un ‘yarattığı’ veya ‘ürettiği’ şeklinde ifadeler geçebilmekte. Ama buradaki yaratma ifadesinin karşıladığı anlamın, Eru’nun sahip olduğu yoktan var etme ve irade verme gücü ile aynı olmadığı yine Orta Dünya kitaplarında yazan bilgilerle sabit. Şimdi biraz bu bilgilere göz atalım.

“Sık sık Yokolmayan Alev’i aramak için tek başına boşluğa gitmişti; çünkü içindeki Varlık unsurlarını kendisine ait kılmak için duyduğu arzu büyümüştü ve ona sanki Ilüvatar’ın Boşluk hakkında hiçbir düşüncesi yokmuş gibi geliyordu ve bunun boşluğu yüzünden sabırsızlığa kapılıyordu. Ancak Alev’i bulamadı, çünkü o Ilûvatar’laydı.”

Silmarillion kitabının Ainur’un Müziği bölümünde, daha ilk sayfalarda okuduğumuz bu paragraf sorumuzun cevabı olmakla beraber tüm hikayenin ortaya çıkış sebebi. Melkor, daha müzik icra edilirken sadece kendisine ait olan ve sadece kendisinin yarattığı varlıkların olmasını istemişti. Bu nedenle sık sık Yokolmayan Alev‘i aradı durdu. Ancak hiçbir zaman bu şeye sahip olamadı. Dolayısıyla hiçbir zaman bir canlı var edemedi. Yapabildiği tek şey var olanları değiştirmek oldu.



Secret Fire

Peki Yokolmayan Alev neydi?

Bu başlı başına başka bir yazının konusu ancak özetlersek; Yokolmayan Alev, Eru’nun yaratma gücünün ta kendisidir. Kuvvetle muhtemeldir ki Gandalf’ın Balrog ile olan karşılaşmasında sarf ettiği “Ben Gizli Ateş’in hizmetkarıyım.” sözündeki Gizli Ateş direkt olarak Yokolmayan Alev’in ta kendisidir. Balrog ile karşılaşan Gandalf, ben Eru’nun hizmetindeyim diyerek Balrog’a kendince posta koymaya çalıştı.

Yokolmayan Alev’in yaratma gücünü simgelediğine dair başka neler yazıyor?

“Size bildirdiğim temadan, birlikte uyum içinde bir Ulu Müzik yapmanızı istiyorum. Ve sizi Yokolmayan Alevle canlandırdığım için…”

“Yokolmayan Alev’i Boşluk’un içine göndereceğim; o, Dünya’nın kalbinde olacak ve Dünya Var Olacak; aranızdan isteyenler içine inebilir.”

şeklinde devam bu sözler Silmarillion kitabında geçer ve Eru’ya aittir. Buradan çıkan sonuç; Eru fiziksel dünyayı ve maddeyi Ainur’un müzik ile tasarladığı doğrultuda, Yokolmayan Alev ile var etti. Aynı şekilde hayat verme eylemini de bu Yokolmayan Alev ile gerçekleştiriyor.



Başta Silmarillion ve Bitmemiş Öyküler olmak üzere çeşitli Orta Dünya kitaplarında bu konu hakkında kaynak olabilecek başka kısımlar mevcut ancak bunlar şimdilik bize yeterli.

Soruya tekrar dönecek olursak, yoktan var etme ve irade verme işini yapabilen tek kişi Eru. Melkor, ta en başında kendisinin yarattığı ve sadece kendisine ait olan şeyler yaratmak istemiştir ancak bunu hiçbir zaman başaramamıştır. Öyle ki Bitmemiş Öyküler kitabında da ifade ediliği üzere Melkor eğer yapabilseydi özgün bir şeyler yaratmak istemişti ancak Orkları, Elflerden dönüştürerek elde etmek zorunda kaldı.

Ancalagon the Black

Ejderhalar nasıl ortaya çıktı peki?

Bu sorunun ne yazık ki net bir cevabı yok. Tolkien‘in ömrü yetmediği için buna benzer pek çok konu muamma olarak kaldı. Ancak biliyoruz ki Orklar Elflerden, Troller ise Entlerden elde edildi. Bu noktada ejderhaların varlığına dair pek çok teori ortaya atılmıştır ve bunların en kuvvetlisi ejderhaların kartallardan dönüştürülerek yapıldığıdır. Fakat bu teoride aklınıza şöyle bir şey gelebilir, neden orklar ve troller bu kadar eciş bücüş iken ejderhalar değil? Burada hemen bir başka güçlü teori ortaya atılıyor; Melkor, ejderhaları yaparken orklarda ve trollerde yaptığından farklı olarak kendi ruhunu kullandı.



Böyle bir şey olabilir mi? Evet olabilir. Çünkü çok açık bir şekilde biliyoruz ki Melkor’a dair ilk tasvirlerde Melkor’un tüm valar içerisinde en kudretlisi olduğu vurgulanıyor. Ve hikaye ilerledikçe Melkor’un artık eskisi kadar güçlü olmadığına dair ipuçları ve söylemler önümüze parça parça konuluyor. İşte bu yüzden Melkor’un güçten düşmesinin sebebi “madem istediğim gibi bir canlı yaratamıyorum, irade veremiyorum ve dönüştürdüklerim de bi boka benzemedi o halde kendi ruhumu kullanırım yine de yaparım ulan” diyen Melkor’un ejderhalar gibi çok zeki, bakışları büyü dolu savaş makinelerini yaratması olabilir.

Tabii ki bunların hepsi teoridir. Kesinlikle doğrusu budur diye sunulamaz. Su götürmez gerçek ise Melkor’un hiçbir canlının yaratıcısı olamadığı, ancak dönüştürücüsü olabildiğidir.

Aulë

Son olarak peki Aulë cüceleri nasıl yaptı diye soracak olan arkadaşlar olacaktır. Bu başka bir yazının konusu ancak kısaca açıklarsak, Aule cüceleri  bir nevi bedenen oluşturmuştur. Yaptığı bu şeylerin, Eru onlara irade ve ruh bahşetmeden önce kendi özgür iradeleri ve ruhları yoktu. Düşünceleri tamamen Aule’ye bağlı birer kukla gibiydiler. Eru, aynı yüce gönüllülüğü Melkor’a bahşetmediği için Melkor’un hiçbir uğraşı bu nedenle hayat bulamamıştır. Bu noktada Melkor ile Aule birbirlerine benzemektedir. Her iki vala da kendilerine ait olan yeni bir şeyler yaratmak istemiştir. Nitekim Melkor, Aule’nin bu hırsını bildiğinden dolayı Aule’yi kendi safına çekmek için epey uğraşmıştır. Ancak elbette Aule’nin Eru’ya olan sadakati ve sevgisi bunun önüne geçmiştir.



  • Soykıran

    teşekkürler