Pazartesi, Ocak 22

Dosya Konusu: Luke Skywalker – Son Jedi

Star Wars’un yeni çıkacak filminin adı The Last Jedi olarak belirlendiğinde gözler filmin ismini çevirecek olanlara çevrilmişti. Zira İngilizce ve Türkçe arasındaki teknik dil farklarından dolayı buradaki Jedi’ın Jediları mı yoksa sadece bir Jedi’ı mı temsil ettiği belirsizdi. Filmin isminin Star War: Son Jedi olacağı belirtildiğinde her şey biraz daha berrak bir hal almaya başladı. Biz de bu Son Jedi kimmiş neymiş, ne değilmiş bir anlatalım dedik. (Bu yazı içinde yaşadığımız Postmodernist çağda hala mağarada yaşamayı sürdürmüşçesine hala Star Wars izlememiş, -ki ekibimizde de vardır bunlardan- hakkında hiçbir şey bilmeyen kişiler için yazılmamıştır. Yani spoiler içerir.)

Luke Skywalker, yaşayan son Jedi…

Tüm Star Wars evreninde üzerine en çok sorumluluk yüklenen karakter olduğunu düşünüyorum. Diğer Jedilardan kat ve kat avantajsız bir hayat sürmüştür. İmpratorluk öncesinde Jedilar küçük yaşta alınıp yetiştirilirler. Oysa Luke’un böyle bir şansı olmamıştır. 19 20 yaşına gelene kadar ne Güç’ten haberdardır ne de eline bir ışın kılıcı almışlığı vardır. Kendisi Darth Vader’ın önceki kişiliği olan Obi-Wan Kenobi öğrencisi büyük Jedi Anakin Skywalker ve Naboo eski kraliçesi, sonradan senatörü Padmé Amidala’nın ikizlerinden biridir. Annesi kendisini ve kızkardeşini doğururken ölmüş, babası o doğmadan çok kısa süre önce karanlık tarafa geçmiş olarak eski Jedi ustasıyla kapışmış ve vücudu tamamen yanarak yaşam destek ünitesine mahkum olmuştur. Babası koskoca İmparatorluk’ta en korkulan psikopatlardan biri haline gelmiştir ki kendisi Güç’e denge getirecek olan Seçilmiş Kişi’dir. İkizleri korumak için ayırmanın doğru bir karar olduğunu düşünen Cumhuriyet’in son sevdalıları Usta Yoda, Obi-Wan Kenobi ve Senatör Bail Organa plan yapmışlardır. Kızı Bail Organa almıştır, karısıyla hep bir kız çocuğu istemişlerdir. Ve o küçük kız sonradan büyümüş ve koskoca elçi bir prenses oluvermiştir; yani Feminist damarlarımı kabartan, o güçlü kişilik Leia Organa.

Peki Luke’a ne olmuştur? Obi-Wan ve Yoda Luke’u babasından korumak için en uygun yerin, onun buraya uğramayacağını düşünerek Anakin’in doğduğu yer olan Tatooine olduğunu düşünmüşlerdir. Emanet ettikleri aile ise Anakin Skywalker ile kan bağları olmasa da, Anakin’in annesinin evlendiği adamın önceki evliliğinden olan çocuğu Owen Lars ve onun eşi Beru Yenge’dir. Dıdısının dıdısı da olsalar, Luke’u kendi çocukları gibi sevmiş ve Galaksinin keşmekeşinden uzak, huzurlu bir çiftlik hayatında yaşatmışlardır. Obi-Wan Kenobi yani Anakin’in eski ustası çocuğa göz kulak olmak üzere Tatooine’de sürgüne çekilmiştir. İşte Star Wars’un orijinal serisi tam olarak burada başlar. Çiftlik hayatında yetişmiş olan Luke Skywalker, gerçekten bu savaşlardan vesaireden uzak kalmasının bir sonucu olarak saf biri olup çıkıvermiştir. Her daim göğe bakmış, gündüzleri çölün kuru havasını içine çekip Tatooine’in üç güneşine bakarken geceleri de o yıldızları arşınlamayı hayal etmiştir. Uçmak istemektedir. Tabi ki bu biraz da kanında olduğundan, zira ileride tıpkı babası gibi Goddamn bir pilot olup çıkacaktır; belki de Galaksi’nin en iyisi. Zaten Luke’un bu denli saf ve hayalperest bir kişiliğinin olmasının en büyük sebeplerinden biri de ona sürekli anlatılan kahraman baba figürü Anakin Skywalker’dır. Luke ‘Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüdür sadece.‘ Annesi bir kraliçe, babası bir lord ve kız kardeşi bir prensestir. Kendisiyse çiftçi.

Luke bir gün çöl insanları olan Tusken yağmacılarının saldırısına uğrayıp bayılır. Şükür ki onu gözetleyen birileri vardır ve Ben Obi-Wan Kenobi Luke’u kurtarır. Bu tanışma sonrası Luke için şaşkınlık vericidir. Luke’un Obi-Wan’ın söylediklerini pek anladığı söylenemez. Babasının arkadaşı ile tanışmıştır fakat hikayeyi tam bilmiyordur. Bunları uzun zaman önce, acılı bir şekilde yaşamış olan Obi-Wan’dan bizzat dinlemek tuhaf bir duygu olsa gerek, hele hiçbir halttan haberiniz yoksa. Eline ilk kez bir ışın kılıcını alacaktır. Luke ondan babasının nasıl öldürüldüğünü öğrenir (Tabi ki kısmen), Eski Cumhuriyet’i dinler ve Güç’ü ilk kez duyar. Obi-Wan açıklamasını şöyle yapmıştır: ‘Güç, bir Jedi’a kuvvetini veren şeydir. Tüm canlılar tarafından yaratılan bir enerji alanı. Bizi çevreliyor, bize nüfuz ediyor ve galaksiyi birbirine bağlıyor.‘. Sonrasında beraber şirin robotumuz R2D2’daki görüntülü kaydı dinlerler, Leia  Organa Obi-Wan’dan yardım istemektedir. Obi-Wan Alderaan’a gidecektir. Luke’a Güç’ü öğrenmesi gerektiğini söyler, yardım etmesinin doğru olacağını, kendisinin bu işler için yaşlandığını dile getirir. Luke ne yapar dersiniz; naz. Çocuk potansiyelini bilmiyor tabi, eziklik psikolojisi içerisinde. Babasındaki özgüven pek de yok onda. Yine de yaşlı adamı kırmak istemediğinden en azından taşıma işini yerine getirmek ister. Bu sırada evi saldırıya uğrar ve Luke evinin yandığını görür. Amcası ve yengesi can vermiştir, onlardan geriye sadece yanmış iskeletleri kalmıştır. Luke artık kimsesizdir, onu Tatooine’de tutan hiçbir şey kalmamıştır. Böylece Luke Skywalker’ın Jedi olma yolundaki ilk adımı tamamlanmış olur, tıpkı babası gibi Jedi olmak ve yine tıpkı babası gibi Obi-Wan’dan öğrenmek üzere onunla yola çıkacaktır.

Onları yola çıkaracak pilot ise Han Solo’dan başkası değildir. Millennium Falcon ile yol alırlarken Luke da bir taraftan gemide başlangıç düzeyinde (ki aynı eğitimi 6-8 yaşındaki çocuklar yani Younglingler alır normalde) Jedi eğitimi almaktadır. Hyperdrive’dan çıkıp Alderaan’a vardıklarında taştan, meteordan başka bir şey bulamazlar. Leia Organa’nın vatanı bir Ölüm Yıldızı tarafından yok edilmiştir. Oradan geçen avcı gemiyi takip ederek kaçınılmaz olarak varlığından habersiz oldukları devasa bir istasyona, daha ziyade yapay gezegen sayılabilecek Ölüm Yıldızına ulaşırlar. Burada Han Solo ve Luke Stormtrooper kılığına girerler ve Luke’un bir Stormtrooper olamayacak kadar kısa olduğunu görürüz. Sonrasında orada idam edilmek üzere tutsak tutulan Leia’yı kurtarırlar. Gerisi ya sev ya terk et versiyonlu bir kaçma savaşıdır. Obi-Wan Kenobi eski öğrencisi Darth Vader ile karşı karşıya gelir ve Obi-Wan’a veda ederiz. Obi-Wan sanırım Güç Hayaleti olmanın yolunu öğrenmiş olduğundan geriye cesedinin kalmayacağını düşünerek bunun Vader’ın dikkatini dağıtacağını öngörmüş olmalı ki Luke, Leia ve Han’ın kaçmaları için kendini feda etmiştir. Kaçarlar da, doğruca İsyancılar’ın üssüne yollanırlar. R2D2’ya yüklenen sadece Leia’nın Obi-Wan’a yardım çağrısı değildir, Ölüm Yıldızının teknik özellikleri de yüklenmiştir. Böylece Ölüm Yıldızının zayıf noktasının tespit edilmesini umut etmektedirler. Luke burada İsyan hareketi ile tanışır ve uğruna savaştıkları şeyin farkına varır. O saf çocuk biraz da olsa gitmeye başlamıştır. Pilot olarak İsyan’a hizmet verecektir. Savaşta hatta pilotluk konusunda babasıyla yarışacaklardır, tabii karşı taraflarda. Vader ve arkasındaki pek çok İmparatorluk gemisi Luke’u kovalarken Obi-Wan’ın sesi duyulur. Güç Hayaleti olarak onunla iletişim kurmaktadır. Müzik yükselir, Luke hislerini dinler ve Han Solo’nun da son anda yardıma gelmesiyle muvaffak olur ve Ölüm Yıldızını zayıf yerinden vurur. İsyan Hareketi Luke sayesinde Ölüm Yıldızını yok etmiş, muzaffer olmuştur. Alkışlar, ödüller, müzikler falan filan ilk film son bulur.

Luke artık Jedilık yolunda yalnızdır. İsyancılar ile direnişe katılmıştır, pilotluğa soyunmuştur fakat artık ustasının yokluğuyla ona Jedi yolunu öğretecek biri yoktur yanında. Bir buz gezegeninde mağarada mahsur kalan Luke, tam gezegen sakini bir yırtıcının saldırısına uğrayacakken Güç’ü kullanarak ışın kılıcına ulaşır ve yüzüne aldığı yarayla canını zor kurtarır. Soğukta titrerken Ben Obi-Wan Kenobi’nin  hayaleti görünür. Ona Yoda’dan bahseder. Dagobah Sistemine gidip Yoda’yı bularak Jedi eğitimini tamamlamalıdır. Han Solo Luke’u kurtarır ve The Revenant’tan 29 yıl önce o sahne karşımıza gelir, Han Luke’un ölü bineğini ışın kılıcını kullanarak yarar ve baygın, ‘Ben, Ben Dagobah‘ diye sayıklayan içine tıkıp soğuktan donarak ölmesini engeller. Yazımızın konusu Luke olduğu için bu kısımda yer alan İmparatorluk ve İsyancılar savaşını es geçiyorum. Luke da savaşa katıldı fakat savaş sırasında Dagobah’a yollandı. Bu bataklık gezegenine gemisi bozulmuş bir şekilde indikten hemen sonra Yoda olduğunu düşünmediği küçük, yeşil biriyle tanıştı. Büyük bir savaşçı arıyordu, bulduğundan habersizdi. Hoş, tıpkı Yoda’nın dediği gibi aslında savaş kimseyi büyük yapmaz. Burada yaşlı Yoda’nın şirinliklerini ve çılgınlıklarını izliyoruz. Yoda’yı takip ederek Yoda’ya ulaşmaya çalışıyor hor görmesinden. Luke’a gıcık olmamak elde değil esasında burada. Mızmızlığı yine ortaya çıkıyor.

Luke Yoda’yı takip ededursun Darth Vader da kendi ustasıyla, İmparator ile konuşmaktadır. Darth Vader ustasından Güç’teki dalgalanmanın sorumlusunun Anakin Skywalker’ın oğlu olduğunu öğrenir. Planları onu kendi taraflarını çekmektir. Luke Skywalker Jedi olmamalıdır ya onlarla olmalıdır ya da ölmelidir. Yoda ise Luke ile yemek hazırlamakta, ona sabrı öğretmeye çalışmaktadır. Yoda babasını tanıdığını dile getirir, Luke mızmızlanır yine. Onun sabırsızlığını gören Yoda Ben ile konuşur ve ona öğretemeyeceğini söyler. Babası gibi öfkelidir. Luke onun Yoda olduğunu fark edince heyecanla hazır olduğunu söyler. Yoda Luke hakkında şöyle der: ‘Sen mi hazırsın? Hazır olmak nedir bilir misin? 800 yıldır Jedi eğitiyorum. Kim eğitilecek ben veririm kararını. Bir Jedi kararlı olmalı, beyni ciddi olmalı. Bunu ben uzun zamandır izlerim, bütün hayatı hep uzaklara, geleceğe, ufka bakarak geçti. Aklı hiç başında olmadı. Yaptığının farkında olmadı. Macera heh, heyecan heh! Bir Jedi bunları takip etmez. Pervasızsın!‘. Ustanın sözleri aslında genç Luke Skywalker’ı tam olarak tarif etmektedir, tabi ki iyi taraflarının eksikliğiyle. Ayrıca yaşı da geçmiştir. Ancak Ben Yoda’yı ikna eder ve çalışmalara başlarlar.

Luke sırtında Yoda ile koşarak çalışırken bir taraftan da Yoda’yı dinlemektedir. ‘Bir Jedi’ın kuvveti Güç’ten gelir. Ama karanlık tarafına dikkat et. Öfke, korku, saldırganlık… Güç’ün karanlık yüzüdür bunlar. Kolayca süzülüp, seni buluverirler dövüşürken. Bir kere izin ver ele geçirmelerine, sonsuza kadar ele geçirirler kaderini. Seni sömürürler, tıpkı Obi-Wan’ın öğrencisine yaptıkları gibi.’. Yoda Jediların saldırgan olmayan eğitimlerini anlatmaya devam eder. Bataklıktaki ormanın derinliklerinde Luke bir soğukluk hisseder, ölümü hisseder. Yoda oraya doğru gitmesi gerektiğini söyler. Esasında karanlık tarafıyla yüzleşecektir. Ormanın içinden Darth Vader çıkagelir. Işın kılıçları çekilir, kısa bir savaşın ardından Vader’ın kafası uçar. Vader’ı öldürmek bu kadar kolay olmamalı tabi ki. Bu sanırım bir Güç Görüsüdür. Zira Vader’ın kaskının ön yüzü patlar ve gördüğümüz Luke’un yüzüdür. Sanırım Vader’ın babası olduğunu anlatmaya çalışıyordur Güç. Luke onun gibi karanlık tarafıyla yüzleşecektir. Yoda’nın yanına döndüğünde taşları bir eli yerde, bacakları havada, ayağının üzerinde Yoda ile eğitime devam eder, öteki eli taşları Güç ile üst üste dizmeye çalışmaktadır. Luke’un geldiği gemi bataklığa batınca dikkati dağılır ve düşer. Yoda gemiyi Güç ile kaldırmasını söyler fakat Luke beceremeyeceğini düşünmektedir, taş başkadır, gemi başka. Yoda ise aynı olduklarını düşünmektedir. İşte burada o manidar replik gelir. Luke ‘Deneyeceğim.‘ der. Yoda da ‘Deneme. Yap ya da yapma. Deneme diye bir şey yok.‘ dese de Luke beceremez, gemi batar. Yoda yaşamdan beslenen, bizi çevreleyen, enerji olan dostumuz Güç’ten bahsederken Luke gazlanacağına, imkansızı istiyorsun diye hocasına atar yapar. Ancak Yoda ne yapar, bir Jedi’ın yapacağını ve Güç’ü kullanarak gemiyi bataklıktan çıkarır. Luke inanamadığını söyler ancak zaten bu yüzden başaramamıştır.

Eğitimi devam ederken bir taraftan da Luke görüler görmeye başlar geleceğe dair. Han ve Leia acılar içindedir. Luke gitmeye hazırlanacakken, Yoda ve Obi-Wan Güç Hayaleti olarak onu engellemeye çalışırlar. Güç’ü kontrol edememektedir ve bu da onu karanlık tarafa çekebilecek bir şeydir. Babası da aynısını yapmıştır. Annesini ve sevgilisini kurtarmak uğruna karanlık tarafı kucaklamıştır. İkisini de kurtaramadığı gibi uğruna savaştığı her şeyi yıkıp Yoda’nın dediği gibi kötülüğün elçisi olagelmiştir. Obi-Wan İmparatorun Luke’u istediğini, arkadaşlarının da bu yüzden acı çektiğini söyler. Obi-Wan bu öğrencisini de Vader gibi kaybetmek istememektedir. Luke eğer Vader gibi hızlı ve kolay yolu seçip eğitimini tamamlamaz ve yetkin bir Jedi olmazsa Darth Vader ve İmparatoru yani Darth Sidious’u yenemeyecektir. Sabır! Han ve Leia’yı kaybetme pahasına? Bu vermesi gereken zor bir karar olsa da Yoda amaçlarının onurlandırılması gerekiyorsa onları kaybetmeyi de göze alması gerektiğini düşünmektedir. Luke Vader ile karşı karşıya gelirse Obi-Wan ve Yoda yardım edemeyecektir. Bu Skywalker sülalesindeki en kötü özellik inat ve başına buyrukluk olduğu için sözler nafiledir. Luke gidecektir. Son hatırlatma olarak, nefrete boyun eğme seni karanlık tarafa götürür denir ve Luke da geri döneceği sözünü vererek gemisini uçurur. Luke Jediların son umududur. Ancak bir umut daha vardır… Vader’ın kızı, Leia.

O sırada Lando Calrissian İmparator ile anlaşma yapmış ve Han ile Leia’yı Vader’ın tuzağına düşürmüştür. Vader Leia ve Han’ı yem olarak kullanıp Luke’u aramaktadır. Luke’un gemisi inerken Vader da Han’ı dondurur, Leia ve Chewbacca’yı kullanarak Luke’u kendine çeker. Çalsın vjınlar, savaşsın ışın kılıçlar. Baba oğla karşı, Jedi Sith’e karşı… Luke her ne kadar korkusunu kontrol edebilmeyi öğrenmiş olsa da Vader onun öfkesini ortaya çıkararak onu karanlık tarafa çekmeye çalışmaktadır. Luke’un kaderi Vader ile yatmaktadır. Vader Luke’un elini keser, kendi tarafına katmaya çalışır, karanlık tarafın gücüyle daha da güçlenecek ve eğitimini Vader tamamlayacaktır. İmparatoru yenip galaksiye düzen getirecekler ve baba oğul galaksiyi yöneteceklerdir. Sonra o can alıcı replik gelir.
-Obi-Wan babana ne olduğunu sana anlatmadı.
-Yeterince anlattı. Babamı senin öldürdüğünü söyledi.
-Hayır, ben senin babanım.
-Hayıııııııırrrrrr!!!’
Leia, Lando ve Chewbacca Luke’u kurtarırlar Luke ile Vader Güç yoluyla uzaktan konuşurlar. Luke ve Leia Han’ı aramak üzere yollanırlar ve ikinci film biter.

Üçüncü filme gelirsek o toy Luke’u artık görmemeye başlarız. Elmacık kemikleri daha bir oturmuş, olgunlaşmıştır, Han’ı donmuş halini süs olarak kullanan Jabba’nın elinden kurtarmak için hologram yoluyla pazarlık ederken kendini Jedi Şövalyesi olarak tanıtır. Siyahlar giyinmiştir. Gerçek Luke Skywalker’ı işte bu filmde görmeye başlarız. Kurtarma işi sırasında Han geri dönmüş fakat metal bikinili bir köle haline getirilen Leia ile beraber yine tutsak edilmiştir, hem de Chewbacca, R2D2 ve artık Jabba’nın çevirmen androidi olan C-3PO ile.  Bir Jedi Şövalyesi onları kurtarmaya gelecektir. O da ne, Luke kukuletalı bir Jedi cüppesi içinde elleri önden bağlı gelmiş olmasın, hem de Jabba’nın yandaşlarından birine Zihin Kontrolü (Jedi Mind Trick) uygulamasın mı? Geç olsun güç olmasın, olgunluk yeni tabi bünye alışmamış tam, Jedilığın da şanındandır, yine tuzağa düşer. Yine de Jabba’ya ‘Bu son şansın. Bizi özgür bırak ya da öl.‘ atarını da yapmayı ihmal etmez. Bildiğin planlı programlı hareket etmiştir. Lando’yu Jabba’nın insanlarının (Her şeye bir adam olmak diye tutturmuşsunuz. Adam yerine kullanın şunu! İnsan. Basit, bütünleşik, cinsiyet ayrımı yapmayan bir kelime. Hem de her ne kadar Arapça olsa da Homo Sapiens olan bizleri dil kullanımında yansıtıyor. Niye kızdığıma, atara kalkıştığıma gelirsek, ‘Jabba’nın adamları’ yazmamak için ne yazarım diye düşünmek zorunda kalacağım, arama motorunu kullanır bir hale getirilmiş güzel Türkçemi erilleştirmemek için!) arasına katmıştır. Hani Vader ile olan savaşında elini kaybetmişti ya, o sırada ışın kılıcı da 7. filmin büyük bir olayı olana kadar kayıplara karışmıştı. İşte Luke kendi ışın kılıcına sahiptir artık, hem de yeşil renktedir. R2D2’nun içinde saklanmış kılıç fırlatılmış ve Luke vjın vjın günü kurtarmıştır.

O sırada Vader da kocaman bir orduyla beraberdir, ustasını, İmparator’u karşılamaktadır. Güç sohbetlerinin ilginçliği bizleri bitirse de acaba onlar için de aynı mı diye düşünmeden edemiyorum. Yorucu ve zaman zaman sıkıcı oluyor olmalı. Karşındaki hemen fark ediyor aklındakini, sen dile getirmeden şakıyor hemen. Hani yok aslında öyle değil diye kıvıramazsın da bu durumu, zihnini okuyorlar sonuçta. Sidious da Vader’ın Genç Skywalker’ın peşine düşmek istediğinin farkındadır. Burada da Sithlerin sabır diye bir eğitimleri olduğunu öğreniyoruz. Zaten Jedilar ile Sithlerin eğitimleri de pek çok özellikleri de birbirine benzer. Onları ayıran bir taraf huzuru, bilgiyi, sükuneti kullanırken, diğer tarafın duyguları, hırsı, öfkeyi, korkuyu, saldırganlığı kullanmasıdır. Luke’un doğru yola, yani kendi yollarına gelmesini beklemektedirler. Diğer taraftaki usta ise iyice yaşlanmış, hastadır, Yoda yakında ölecektir. Luke da bunun hüznünü yaşamaktadır. Luke eğitimini tamamlamıştır, artık neredeyse bir Jedidır. Tek eksiği, Vader ile karşılaşmalıdır. Luke hala babasının Vader olduğu karmaşasını kabullenememişken Yoda bunu tasdikler. Luke bu acı gerçeği kabul edip, bununla yüzleşmelidir. Geriye öğrendiklerini öğretecek, yazımızın konusu olan Son Jedi kalmıştır. Yoda ölmeden, son nefes havliyle başka bir Skywalker daha olduğunu söyler; Leia yani. Sorumluluk başlamıştır. Obi-Wan’ın ile hayaleti ile konuşurlar. Ustasına kızar, neden Obi-Wan Vader’ın babasını öldürdüğünü söylemiştir ki? Neden asıl gerçekten kaçınıp yalan söylemiştir? Esasında bir açıdan bu doğrudur. Anakin Skywalker kişiliği Darth Vader’ın doğduğu gün ölmüştür. Vader Obi-Wan için insandan çok makine haline gelmiş, sapmış ve kötü biri olsa da Luke onun içinde hala iyilik olduğunu düşünmektedir. İkizlerin neden birbirlerinden ayrıldığı hususu da anlaşılır. Çocukları babalarından korumaya çalışmışlardır. Obi-Wan kardeşinin kim olduğunu söylemez fakat Luke farkına varır. Leia bir Skywalker’dır. İkinci filmde kardeşiyle öpüşmesini ve ilk filmde Vader’ın neden Leia’nın kendi çocuğu olduğunu Luke’ta olduğu gibi fark etmediğini ve hatta ona işkence edişini saymazsak bu makul derecede anlaşılabilir bir konudur. Fakat Star Wars’un ilk üç filmi, her ne kadar sizlere bugün Luke üzerinden fazlasıyla spoiler vermiş olsam da sürprizlidir.

Luke eğitimini yarım bırakıp babası ile hazır olmadan karşılaşmış olduğu için eğitimini tamamlamış olsa da ve bu filmde gerçek bir Jedi Şövalyesi izlesek de Luke’un içinde kopan fırtına onu rahatlıkla karanlık tarafa sürükleyebilecek cinstendir. Artık kalan Son Jedi olduğu için de maalesef babasıyla karşılaştıktan sonrasında yalnız olacaktır. Üzerine çok büyük bir sorumluluk yüklenmiştir. Luke Skywalker normal Jedi geleneğiyle yetiştirilmemiştir. Ne küçük yaşta alınmış ne de eğitimini belli çatışmaları tamamlamış olarak verebilmiştir. O yüzden üçüncü filmin konusu Luke’un karanlık tarafa çekilme ihtimalidir. Sithlerin yeni Ölüm Yıldızı’na karşı toplanan İsyancılar’ın toplantısına yetişir ve yeni bir savaşa katılacaktır. Vader ile Sidious da o sırada Luke ile ilgili planlarını yapmaktadırlar. Komuta gemisine yaklaştıkça Luke Vader’ı hisseder. Bu yüzden görevi tehlikeye attığını hissetmektedir. İşin ilginç tarafı Vader Luke’u hissederken, İmparatır hissedememektedir. Nitekim İmparator Luke’un Vader’a duyduğu şefkatin farkındadır. Bu şefkate güvenmektedir. O sırada ormanda Ewoklarla takılırken Luke Leia’yı köşeye çekip dertleşir. Babası yakınında olunca ikisi de birbirlerini hissettikleri için görevi tehlikeye atmasından bahseder. Gerçek anneleri hakkında konuşurlar. Sonrasında şu sözler dökülür: ‘Güç benim ailemde kuvvetli. Babamda var. Bende var. Kızkardeşimde de var. Evet bu sensin.‘. İşte Leia’nın Güç ile bağlantısı da budur ki, her nasılsa Leia da bunun farkındadır. Vader ile Sidious Luke’u kendi taraflarına çekmeye çalışırlarken, Luke’un da Vader’ı iyi tarafa çekme çabası vardır. Onun içindeki iyiliği hissetmiştir. Hey gidi Anakin, hala orada mısındır? Luke gidip Vader’ın Stormtrooperlarına teslim olur.

Vader ile karşılaşmasında ona baba deyip, Anakin Skywalker’ı hatırlatır. Takdir edersiniz ki Vader bundan pek hoşlanmaz. İçindeki iyilikten de bahseder, İmparator o iyiliği tam olarak silememiştir. Bu yüzden Luke’u öldürememiştir ikinci filmde, bu yüzden Luke’u İmparatora teslim etmeyecektir. Luke babasının içindeki çatışmayı görmektedir. Vader kendisi için geç olduğunu düşünmektedir. Yine de Güç’ün aydınlık tarafına boyun eğmez ve Luke’u İmparatora teslim eder. Yeni ustası İmparatordur, ona Güç’ün asıl doğasını öğretecektir. Gerçekten Anakin ölmüş müdür? Luke İmparator ile karşılaşır. Eğitimini tamamlamak için sabırsız, ona usta demesini istemektedir. İmparatora kafa tutar, nerede o korkak çocuk; bak sen şu Skywalker asaletine, cesaretine. Ancak gerçek şu ki Sidious planlıdır. İsyancılar kazanıyor gibi görünse de aslında onun tuzağına düşmüşlerdir. Bu durum Luke açısından daha da çaresiz kalması demektir. Köşeye sıkışmıştır. İmparator kendisini öldürmesini istemektedir. Öfkeye kapılmasını sağlamaya çalışmaktadır. Artık yeni çırağım diye çağırıyordur Luke’u. Nitekim Luke ışın kılıcını geri alır. Vader ile birbirlerine girerler. Vader ile savaşırken İmparator tahtından onu kışkırtmaktadır. Saldırganlığını, öfkesini, nefretini Vader üzerinde kullandırmaya çalışmaktadır. Fakat Vader da kendi iç çatışmaları içindedir bu düelloda. İnsafın yok mu İmparator, babayı oğluna, oğlu babaya kırdırıyorsun; üç kuruş saadeti şu Skywalkerlara çok görüyorsun.

Luke İsyancılara odaklandığı için düşünceleri arkadaşlarına, Leia’ya kayar. Bunu hisseden Vader da bir kızı olduğunu hisseder. Luke ona katılmazsa, belki o katılacaktır. İşte Luke’un öfkesini burada görürüz. Vader’a saldırganca saldırmaya başlar tıpkı bir Sith gibi. En sonunda ışın kılıcı tutan elini görür. Babasını köşeye sıkıştırmıştır. Babasının elinin de robotik olduğunu gören Luke empati kurar ve Sidious’un babasını öldürtmeye çalışmasına ve kendi öfkesine direnir. Işın kılıcını kapatıp yere atar, ona boyun eğmez. Sidious ona karanlık tarafın Güç Şimşeğini uygular. Luke babasına yalvarırken, Vader çatışmasını sonlandırır ve oğlunu Sidious’tan kurtarır, ancak bu onun da sonu olacaktır. Elektrik, sistemini bozar. Anakin Skywalker dönmüştür. Ancak ölecektir de. Luke’tan maskeyi çıkarmasını ister, onu kendi gözleriyle görmek istemektedir. Onun yanmış vücudunu görürüz. Luke onu kurtarmaya çalışır. Ancak çoktan kurtarmıştır aslında. Kardeşine de söyle der, benim hakkımda yanılmadın. İyiliğini benimsemiştir tekrar, son anlarında da olsa. Anakin Luke’un kollarında can verir. Ölüm Yıldızı yok edilir ve iyiler kazanmıştır. Leia da Luke’un varlığını hissetmektedir, kurtulmuştur. Kim bilir belki babasının son anlarını da öyle. Luke babasının cesedini Vader’ın yaşam destek ünitesi ve maskesi üzerinde iken ateşe verir. Jedi seremonisiyle uğurlanmıştır. Sonrası kutlamalar, Leia, Han, Chewi, Ewoklar, Cumhuriyetçiler falan. O sırada üç Güç Hayaleti görürürüz; Anakin, Yoda ve Obi-Wan… Orijinal üçleme son bulur.

Star Wars efsanesi geri döndüğünde bu kez Anakin’in hikayesi anlatılmıştır ve Eski Cumhuriyet. Ancak orijinal serinin devamını umutla bekliyorduk. Nitekim Force Awakens ile döndü. Jediların akıbeti ne olmuştur? Luke’a, Leia’ya, Han’a ne olmuştur? Bunlar bizler için soru işaretiydi. Bir bakıma hala soru işareti. Star Wars: Bölüm VI Jediların Dönüşü ile 2015 yılında geri dönen Star Wars: Bölüm VII The Last Jedi arasında olanlar muhtemelen başka filmlerle, dizilerle, çizgi romanlarla desteklenecektir. Bu konu başka bir yazının konusudur o yüzden. Burada ama evren olan orijinal filmlerdeki Star Wars ve Luke anlatılmıştır. Orijinal üçlemenin devamı olan Force Awakens’ta Luke’tan sadece bahsedilmiştir. First Order diye bir Karanlık Taraf yükselmiştir. Luke Jedi Akademisini kurmuştur fakat Han ile Leia’nın oğlu Ben Solo maalesef onu eğitirken karanlık tarafı seçmiştir. Luke’un Son Jedi olarak uğruna savaştığı her şeyi bu genç Jedi yok etmiştir. Dedesini ilham almaktadır. Ancak onun son anlarını görmemiştir. O son anları gören tek kişi Luke’tur. Romanlarda Leia’nın babasını affetmediği anlatılır. Çünkü onun gördüğü kızına işkence eden, seri bir katildir. Ben ise Anakin’in bile yüzleşemediği bir şey yapmış ve babasını, Han Solo’yu kendi ışın kılıcı ile öldürmüştür. Luke da bu yıkılmanın verdiği başarısızlıkla Güç’ün ve Jediların doğduğu yere dönmüştür. Ustaları Obi-Wan ve Yoda gibi hem öğrencisi hem de Jedi düzeni konusunda başarısız olmuş ve sürgüne çekilmiştir. Son umut olan Son Jedi maalesef umutların karşılığını verememiştir. Zaten yarım başlayan Jedi eğitimi, her ne kadar öfke, saldırganlık karşısında kendisini kurtarabilmiş olsa da üzerine yüklenmiş olan Jedi düzenini eski ihtişamına kavuşturmak sorumluluğunu karşılayamamıştır. İki farklı robota yüklenen haritayla yeri tespit edilebilecektir. Herkes bu haritayı aramaktadır. Rey yani yeni iyi kahramanımız onu bulur. Film onun bulunuşuyla biter. Efsanevi rolüne dönen Mark Hamill’in bunun dışında bir sahnesi yoktur bu filmde. Sadece Rey’in bazı görüleri vardır. Luke’un fragmanlarda gördüğümüz korkmuş hali, başarısız oluşunun onu tümüyle etkilediğini Jediların artık olmadığını düşündüğünü göstermektedir. Rey eski öğrencisi Ben kadar güçlüdür. Bu durum onu korkutmaktadır. Eğitim vermeye gönülsüz olduğu göze çarpar. Yine de eğiteceğini düşünüyorum. Kim bilir belki Rey’in eğitimi de Luke gibi yarım kalır. Fakat bu sefer problem ustadır. Eğer fragman yanıltmıyorsa buram buram Gri Jedi kokuları alıyorum. Bakalım, bekleyip göreceğiz. Bu yazımızda bir kahramanı, Star Wars ana evreninde yaşayan Son Jedi’ı, Yeni Bir Umut’u yazdık. Başka yazılarımızda görüşünceye kadar tek diyeceğim Güç Sizinle Olsun!

 

 

  • Star Wars 8/Star Wars: The Last Jedi vizyon tarihi: 15 Aralık, 2017
  • Solo: A Star Wars Story vizyon tarihi: 25 Mayıs, 2018
  • Star Wars 9/Star Wars: Episode IX vizyon tarihi: 20 Aralık, 2019